Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren sosyal güvenlik mevzuatında oldukça kritik bir dönem başladı. 2025 yılı başında yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun kapsamında yapılan köklü değişiklikler, engelli statüsünde emekli olan ya da emeklilik hayali kuran bireylerin planlarını tamamen altüst etti. Sosyal güvenlik uzmanlarının mercek altına aldığı bu yeni süreçte, yıllardır uygulanan vergi indirimi temelli emeklilik sistemi rafa kaldırıldı. Artık vatandaşların Gelir İdaresi Başkanlığı veya vergi daireleri aracılığıyla temin ettikleri vergi indirim belgeleri tek başına bir hüküm taşımıyor. Kurum, kendi belirlediği yönetmelik çerçevesinde süreçleri yeniden yapılandırarak kontrolü bütünüyle kendi bünyesine topladı.

Gelişmelerin detaylarını değerlendiren SGK Uzmanı Dilek Ete, Hazine ve Maliye Bakanlığı kanalıyla elde edilen belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde geçerliliğini yitirdiğini vurguladı. Yasal düzenleme sonrası sisteme adapte olunabilmesi amacıyla yalnızca 6 aylık bir geçiş dönemi tanındı. Bu kritik sürenin dolmasıyla birlikte başvuruda bulunan vatandaşlar, doğrudan SGK tarafından belirlenen tam teşekküllü devlet hastanelerine, üniversite hastanelerine ya da eğitim ve araştırma hastanelerine yönlendirilmeye başlandı. Eski düzenlemeye güvenerek işlem yapan veya emeklilik müracaatında bulunan binlerce sigortalı, yetkili sağlık kurumlarından yeniden rapor alma zorunluluğu ile karşı karşıya kaldı.

Sağlık Kurulu Raporlarındaki Hesaplama Yöntemi Baştan Sona Değiştirildi

Mevzuattaki bu dönüşümün en fazla mağduriyet üreten boyutunu, sağlık kurulu raporlarındaki oran hesaplama kriterlerinin baştan sona değiştirilmesi oluşturdu. Geçmiş dönemlerde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kurallarına göre, birden fazla rahatsızlığı bulunan kişilerin engel oranları Balthazard formülü veya benzer birleşik toplama yöntemleriyle bir araya getiriliyordu. Örneğin böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve psikolojik rahatsızlıkları bulunan bir vatandaşın her bir hastalığı için ayrı ayrı belirlenen oranlar toplanarak toplam engel oranı rahatlıkla %40 eşiğinin üzerine çıkarılabiliyordu. Böylece sigortalılar yasaların aradığı asgari iş gücü kaybı şartını kolaylıkla sağlayabiliyordu.

Son düzenlemeyle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu, birleşik hastalık oranlarının toplanması uygulamasına tamamen son verdi. Yeni kriterler doğrultusunda heyetler artık kişinin sadece en ağır seyreden tek bir hastalığını dikkate alarak değerlendirme yapıyor. Birbirinden farklı organlarda veya sistemlerde meydana gelen diğer sağlık sorunları, ana hastalığın engel oranına dahil edilmiyor. Bu durum, birden fazla kronik rahatsızlığı olmasına rağmen tek bir hastalığı %40 seviyesine ulaşmayan binlerce vatandaşın engellik derecesinin kağıt üzerinde düşmesine yol açtı. Dolayısıyla çalışma gücünü büyük ölçüde kaybetmiş çok sayıda çalışan, yeni hesaplama formülü yüzünden sistem dışı kalma tehlikesiyle yüzleşti.

İş Dünyasında Dudak Uçuklatan Maaş: 250 Bin TL’ye Çalışan Aranıyor!
İş Dünyasında Dudak Uçuklatan Maaş: 250 Bin TL’ye Çalışan Aranıyor!
İçeriği Görüntüle

Mevcut Emekliler Kontrol Muayenesi İle Aylıklarını Kaybetme Tehlikesi Yaşıyor

Söz konusu mevzuat değişikliği yalnızca yeni emeklilik başvurusu yapacak kişileri kapsamakla kalmıyor, aynı zamanda halihazırda engelli aylığı alan vatandaşların geleceğini de doğrudan etkiliyor. Kurum bünyesinde yürütülen incelemeler ve dönemsel denetimler kapsamında, geçmiş yıllarda vergi indirimiyle emekliliğe hak kazanmış kişilere kontrol muayenesi çağrıları gönderilmeye başlandı. Bu çağrılar üzerine resmi hastanelere sevk edilen mevcut emekliler, yeni yönetmelikteki katı hesaplama yöntemlerine göre tekrar kurula girmek zorunda kalıyor. Tek hastalık kriteri sebebiyle engel oranı %40 seviyesinin altına gerileyen vatandaşların emekli aylıkları derhal kesintiye uğruyor.

Yıllardır düzenli gelir elde eden ve yaşamını bu maaşa göre planlayan çok sayıda vatandaş, hastanelerden gelen olumsuz sağlık kurulu raporları nedeniyle bir anda gelirini kaybetme gerçeğiyle baş başa kalıyor. Sağlık durumunda herhangi bir düzelme olmamasına, hatta ilerleyen yaşa bağlı olarak kronik rahatsızlıkları artmasına rağmen tamamen bürokratik cetvellerin değişmesi sebebiyle maaşı kesilen bireyler büyük bir ekonomik darboğaza sürükleniyor. Sosyal güvenlik temsilcileri, bu durumun sosyal devlet ilkesi ve kazanılmış hakların korunması esaslarıyla çeliştiğini ifade ederken, kontrol muayeneleri sonucunda maaşı durdurulan kişilerin sayısında her geçen gün dikkat çekici bir artış yaşandığını kaydediyor.

Kesilen Emekli Aylıkları İçin Yasal Hak Arama Ve Hukuki Mücadele Yolları

Yaşanan bu yoğun mağduriyetler karşısında vatandaşların izleyebileceği yasal yollar ve hukuki hak arama süreçleri de netleşmeye başladı. Maaşı kesilen ya da emeklilik başvurusu reddedilen sigortalıların ilk aşamada Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesindeki Yüksek Sağlık Kuruluna yazılı olarak itiraz etme hakları bulunuyor. Yapılan bu idari itirazların olumsuz sonuçlanması durumunda ise konunun yargıya taşınması kaçınılmaz hale geliyor. Uzmanlar, kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle İş Mahkemelerinde açılacak davaların mağduriyetlerin giderilmesi açısından kritik bir rol oynadığına işaret ediyor.

Hukukçular ve sosyal güvenlik uzmanları, geçmişte yürürlükte olan mevzuata uygun şekilde hak kazanmış bireylerin idari işlemlerle mağdur edilemeyeceğini savunuyor. Açılacak davalarda mahkemelerin adli tıp kurumlarından veya bağımsız üniversite hastanelerinden yeni bilirkişi raporları talep edebildiği belirtiliyor. Yargı sürecinde, kişilerin emekli oldukları tarihteki mevzuat hükümlerinin esas alınması gerektiği yönünde emsal kararların bulunduğu vurgulanıyor. Vatandaşların hak kaybına uğramamaları adına haklarına tebliğ edilen olumsuz kararlara karşı yasal başvuru sürelerini kaçırmadan uzman desteği alarak mahkeme yoluna gitmeleri büyük önem taşıyor.