Tiyatroya Adanmış Bir Yaşamın Başlangıcı


Memet Ali Alabora, 25 Kasım 1977’de İstanbul’da dünyaya geldi. Sanatla iç içe bir ailede büyüdü; annesi tiyatrocu Betül Arım, babası ise tanınmış aktör Mustafa Alabora’dır. Ona verilen isim, Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları” adlı şiirindeki “Memetçik Memet” bölümünden esinlenerek seçildi. Sanatla tanışması küçük yaşlarda oldu. Özellikle babaannesi Nurhayat Pınar, onun yetişmesinde önemli bir rol üstlendi ve sanata olan ilgisini destekledi.

İlk sahne deneyimlerini okul tiyatrolarında yaşadı. Damdaki Kemancı ve Batı Yakasının Hikâyesi gibi klasik oyunlarda rol aldı. Ortaokul yıllarının sonunda oyuncu olma kararı aldı. Lise yıllarında hem sahneye çıktı hem de arkadaşlarıyla birlikte yarı profesyonel bir tiyatro grubu kurdu. Boğaziçi Sanat adını verdikleri bu oluşum, onun sahne deneyimini zenginleştirdi.

Sanat yolculuğu, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda aldığı eğitimle şekillendi. Konservatuar yıllarında hem oyunculuk yaptı hem de medya alanında çalıştı. ATV kanalında yayınlanan “A Takımı” adlı programda muhabirlik deneyimi kazandı. 1999’da mezun olduktan sonra tiyatro ve televizyon dünyasında aktif rol almaya başladı. Eğitimine ise ara vermedi. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde yüksek lisans yaparak “Tiyatro üzerinden Türkiye modernleşmesi” konulu teziyle akademik anlamda da kendini geliştirdi.

Ekranlarda Parlayan Bir Yıldız ve Sanatın Öncüsü


Memet Ali Alabora, televizyon izleyicisinin karşısına ilk kez Kara Melek dizisinde çıktı. Bu yapımda babasıyla birlikte oynadı ve Hakan karakteriyle tanındı. Ancak onu ülke çapında üne kavuşturan yapım 1999 yılında yayınlanmaya başlayan “Yılan Hikâyesi” dizisi oldu. Dizide canlandırdığı Memoli karakteri, asi tavırları ve kendine özgü tarzıyla büyük beğeni topladı. Bu rol, Alabora’nın kariyerinde bir dönüm noktası oldu ve onu halkın sevgilisi haline getirdi.

2000’li yıllarda beyazperdede de boy göstermeye başladı. Özellikle komedi türündeki filmlerle sinema izleyicisinin de dikkatini çekti. Hababam Sınıfı serisinde, Maskeli Beşler filminde ve 7 Kocalı Hürmüz gibi yapımlarda rol aldı. Ancak oyunculuğu yalnızca kamera önünde sürmedi. Tiyatro sahnesine olan bağlılığını hiç yitirmedi. Tiyatro İstanbul’un sahnelediği “Acaba Hangisi?” adlı oyun onun profesyonel tiyatro kariyerinde önemli bir yer tuttu.

Sanat eğitiminin yaygınlaşması için de çaba gösterdi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk dersleri verdi. Klasik müzik odaklı Andante dergisinin yayın kurulunda görev aldı. 2007 yılında Garajistanbul’un kurucuları arasında yer aldı ve bu kurumun yönetiminde aktif rol aldı. Sanatın kolektif yapısını savunan Alabora, 2011 yılında Oyuncular Sendikası’nın kuruluş sürecine liderlik etti. İlk genel başkan olarak sendikanın kurumsallaşmasında öncü oldu ve görevini 2014’e kadar sürdürdü.

Yine 2011’de Meltem Arıkan’ın kaleme aldığı “Mi Minör” adlı tiyatro oyununu sahneye taşıdı. Oyunda hayali bir ülkenin başkanını canlandırdı. Oyun, bireysel özgürlükler ve otorite arasındaki ilişkiyi ele alan fantastik bir anlatıya sahipti. Mi Minör, ileride Gezi Parkı olayları ile ilişkilendirilerek tartışma konusu haline gelecekti.

Sürgünle Sonuçlanan Bir Duruş ve Yeni Bir Başlangıç


Memet Ali Alabora, sadece oyunculuğuyla değil, toplumsal olaylara gösterdiği duyarlılıkla da gündeme geldi. 2013 yılında Gezi Parkı protestolarına destek verdi. Olaylar sırasında sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ve daha önce sahnelediği Mi Minör oyunu, bazı medya organları tarafından olayların provası gibi gösterildi. Bu suçlamalar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Alabora’ya yönelik ölüm tehditleri gelmeye başladı. Güvenliğini sağlamak amacıyla devlet tarafından koruma tahsis edildi.

Tüm bu gelişmelerin ardından Türkiye'den ayrılma kararı aldı ve Galler’in Cardiff kentine yerleşti. 2018 yılında hakkında Gezi Parkı eylemleri nedeniyle “hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yakalama kararı çıkarıldı. Ancak 2020 yılında bu dava kapsamında beraat ettiği bildirildi. Alabora, bu kararın yurt dışında bulunan sanıkları kapsamadığını ifade etti.

Galler’de sanatsal üretimlerine devam eden Alabora, eski eşi Pınar Öğün ve yazar Meltem Arıkan ile birlikte “Be Aware Productions” adlı yapım şirketini kurdu. Exhibit adlı kısa film, Enough is Enough ve Kargalar/Y Brain adlı tiyatro oyunları bu süreçte ortaya konan önemli projeler oldu. Galce öğrenerek yerel projelerde de yer aldı. Fflam adlı dizide, politik sebeplerle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan bir göçmeni canlandırarak yeni yaşamına sanatsal katkı sunmaya devam etti.

Memet Ali Alabora, sanatla dolu yaşamını sürgünle taçlandırsa da, ifade özgürlüğü, hak savunuculuğu ve oyunculuk tutkusundan hiçbir zaman vazgeçmedi. Türkiye'de başladığı sanat yolculuğunu, Avrupa’da yeni anlatılarla sürdürüyor. Yaşadığı coğrafya değişse de, izleyicisine aktardığı duygular ve anlattığı hikâyeler evrenselliğini korumaya devam ediyor.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım