Antalya Konyaaltı’nda 210 metre rakımlı Keltepe tepesinde yer alan Keltepe Şapeli, nadir tek nefli Erken Bizans yapılarından biri olarak öne çıkıyor.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesi sınırlarında, Palamutdüzü ve Kapuz Boğazı’nın doğusunda, 210 metre yüksekliğindeki Keltepe tepesinde inşa edilen Keltepe Şapeli, küçük boyutları ve tek nefli basit mimarisi ile dikkat çekiyor. 1999 yılında Prof. Dr. Engin Akyürek tarafından yapılan yüzey araştırmalarıyla bilim dünyasına kazandırılan şapel, yaklaşık 5.30x8.40 metre ölçülerindedir ve Erken Bizans Dönemi’nin karakteristik özelliklerini taşıyor.

Mimari Detaylar

Şapelin kuzey duvarı ve apsisi 2–2.5 metreye, güneş duvarı ise 1.5 metreye kadar ayakta kalabilmiştir. Batı duvarı büyük ölçüde yıkılsa da, kuzeybatı köşesi sağlam durumdadır. Kapı açıklığı belirgindir. Apsis, hem içten hem de dıştan yarım yuvarlak biçiminde olup 0.7 metre genişliğinde tek bir pencereye sahiptir; yapıda başka pencere bulunmamaktadır.

Çevresel ve Arkeolojik İzler

Keltepe’nin etekleri ve tepeye çıkan orman yolu boyunca çeşitli arkeolojik kalıntılar görülmektedir. Alan, çiftlik yerleşimi olarak düşünülmekte olup zeytinyağı ve şarap işliklerinin yanı sıra günümüze ulaşmamış lahit tekneleri de dağınık şekilde bulunuyor. Yerleşimin doğusunda, Selçuklu-Osmanlı dönemine ait Bakıca Sarnıcı adındaki dikdörtgen planlı su sarnıcı yer alıyor; sarnıcın güney duvarını taşıyan tonoz kısmı kısmen çökmüş durumdadır.

Duvar İşçiliği ve Fresko İzleri

Keltepe Şapeli’nin duvar işçiliği, bölgedeki diğer yapılarla kıyaslandığında oldukça sağlamdır. Kullanılan kireçtaşları, iç ve dış yüzeyleri özenle işlenmiş, aralarına moloz taş ve pembemsi renkte harç doldurulmuştur. Bazı duvarlarda içten sıva izleri hâlâ görülmekte, ayrıca fresko ile bezeli olduğu düşünülen kalıntılar da tespit edilmiştir.

Adıyaman'ın En Ünlü Tatlısı Hangisi?
Adıyaman'ın En Ünlü Tatlısı Hangisi?
İçeriği Görüntüle

Örtü Sistemi ve Kullanım Amacı

Şapelin örtü sistemi hakkında kesin bilgiler olmasa da, naos’taki taş yığını yapının küçük bir taş tonoz ile örtülü olabileceğini düşündürmektedir. Çevrede başka yapı, su kaynağı veya sarnıç bulunmaması, şapelin günlük kilise ayinleri yerine yalnızca özel adak törenleri veya ölü kültü ile ilişkili ritüellerde kullanıldığını göstermektedir. Şapelin apsisinden Antalya ve Konyaaltı düzlüğüne bakan manzara ise oldukça etkileyicidir ve bölgenin stratejik ve manevi önemini ortaya koymaktadır.

Muhabir: Emirhan Sezen