Son dönemde sosyal medyada bir eğilim giderek büyüyor: Restoran işletmecileri ve gastronomi dünyasının içindeki birçok kişi, “mizah” adı altında videolar çekiyor. Niyetin iyi olduğuna inanmak istiyorum; görünür olmak, dikkat çekmek, daha geniş kitlelere ulaşmak… Bunlar anlaşılır hedefler. Ama ortaya çıkan tablo çoğu zaman komedi değil; maalesef itibar kaybı. Üstelik sadece tek bir işletmenin değil, topyekûn sektörün itibarı zarar görüyor.
Gastronomi; emek, kültür, teknik ve sorumluluk işidir. Bu işte asıl vitrin tabaktır. Ürün seçimi, pişirme disiplini, sunum dili, servis kalitesi ve misafire verilen değer… Bir mekânı diğerinden ayıran gerçek farklar bunlardır. Ustalık dediğimiz şey, ancak bunlarla görünür olur. O yüzden “tabak konuşur” deriz. Çünkü kalıcı olan, iz bırakan, insanların hafızasında yer eden şey; iyi hazırlanmış bir yemektir.
Ne var ki bugün bazı içerikler, bu gerçeği tersine çeviriyor. Yemek ikinci plana düşüyor, mutfak emeği gölgede kalıyor, kalite yerine “gündem olma” arzusu öne geçiyor. Komediyle müşteri çekileceği zannediliyor. Üstelik doz kaçınca, video “eğlenceli” olmaktan çıkıp sektörü küçük düşüren bir karikatüre dönüşüyor. İnsanlar kaliteye değil, mizaha geleceğini sanıyor; işletmeler de bunu başarı zannediyor. Oysa bu başarı değil, kısa vadeli bir yanılsama.
Buradaki en büyük risk şu: Gastronomi algısı bozuluyor. Emek, ustalık ve şeflik; sosyal medyada birkaç saniyelik “espri”ye kurban ediliyor. İşin ciddiyeti, mesleğin saygınlığı, mutfağın kültürü… Hepsi zedeleniyor. Ve sonunda sadece içerik üreten kişi değil, aynı dili kullanan bütün sektör “rezil oluyor” diye bir his oluşuyor. Benim itirazım tam da buna.
Elbette içerik üretmeyelim demiyorum. Elbette sosyal medya çağındayız; görünür olmak, hikâye anlatmak, mutfağı göstermek, üretim sürecini paylaşmak kıymetli. Ama bunun yolu, mutfak kimliğini ucuzlatmak değil. Eğlence olacaksa da; bizi aşağı çekmeden, işi basitleştirmeden, saygıyı kaçırmadan olmalı. Çünkü gastronomi sadece karın doyurmak değildir; bir kültürü taşımaktır, bir emeği temsil etmektir.
Benim çağrım çok net:
Kalitenin yerini mizah alırsa, sektör uzun vadede kaybeder.
Gelin yeniden şunu hatırlayalım: İyi yemek yapalım. Doğru ürünü kullanalım. Tabağımıza güvenelim. Ustalığımızı, şefliğimizi, emeğimizi görünür kılalım. Çünkü kalıcı olan budur; moda olan değil.
Bugün bir uyarı niteliğinde yazıyorum: Herkes kendi işinin ağırlığını korusun. Gastronomi, kısa vadeli alkışlarla değil; uzun vadeli saygıyla büyür.