Antalya’da bazen bir lansman olur; yalnızca bir yayının yeni sayısını değil, bir şehrin “kendini hatırlayışını” kutlarsınız. YÜciTA’nın çıkardığı YÜciDER-Gİ’nin 5. sayı lansmanında tam da bunu hissettim: Antalya’dan böylesine güçlü, böylesine iddialı bir yayın çıkmasıyla gurur duydum.

Bu lansmanı sıradan bir “dergi tanıtımı” diye anlatmak eksik kalır. Çünkü YÜciDER-Gİ’ye dergi demek, bana göre haksızlık. Bu çalışma; içerik derinliği, belge niteliği ve birikimiyle adeta bir ansiklopedi gibi. Üstelik yalnızca sayfa sayısıyla değil; coğrafi işaretler, yerel ürünler ve gastronominin arkasındaki kültürü, hukuku, üretimi, emeği ve hikâyeyi bir araya getirme gücüyle… Antalya’nın zenginliğini “fotoğraf” gibi değil, “hafıza” gibi kayda geçiren bir iş bu.

murat atay lansman köşe yazısı

Lansmanın “şenlik” tadı, Antalya Gastronomi Platformu’nun (AGP) katkılarıyla daha da belirgindi. Coğrafi işaretli, Antalya’ya ait lezzetlerin ikram edildiği; kentin gastronomi hafızasının masalara taşındığı bir akşam yaşadık. Bu atmosferin en önemli mesajı şuydu: Antalya artık gastronomiyi konuşmuyor; gastronomi için birlikte hareket ediyor.

Sayın Antalya Valisi Hulusi Şahin’in ve kıymetli eşlerinin lansmanda bulunması da bu vizyonun güçlü bir göstergesiydi. Antalya’da coğrafi işaretler ve yerel değerler konusunda başlayan bu hareketin, yalnızca bir “etkinlik” değil; bir seferberlik olduğuna inanıyorum. Çünkü bu işin ucu, turizmin ötesinde; üreticiye, toprağa, yerel ekonomiye ve kültürel mirasa dayanıyor. Antalya’nın gastronomisi, yalnızca restoranların menüsü değil; köydeki üreticinin emeği, pazardaki çeşitlilik, tarladaki bereket ve mutfaktaki ustalıktır.

murat atay lansman

Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum: Antalya Gastronomi Platformu’nun bir üyesi olarak ben de bu süreçlerin içinde yer alıyor, yürütülen çalışmalarda büyük emek veriyorum. Bu şehir için taş üstüne taş koyan her adımın, geleceğe bırakılan bir iz olduğuna inanıyorum. Antalya’yı gastronomi alanında daha görünür, daha saygın ve daha sürdürülebilir bir noktaya taşımak; sadece birkaç kişinin değil, bu şehri seven herkesin ortak sorumluluğu.

Elbette bu yürüyüşte güçlü bir liderlik ve vizyon şart. Antalya Gastronomi Platformu ve YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, yalnızca akademik bir birikimin temsilcisi değil; aynı zamanda Antalya’nın gastronomi kimliğini sistemli bir şekilde inşa eden öncü isimlerden biri. Kurumları aynı masa etrafında toplayabilmek, ortak hedefe kilitleyebilmek ve “yerel değer” dediğimiz kavramı slogandan çıkarıp sahaya indirebilmek kolay değil. İşte bu yüzden Prof. Dr. Tekelioğlu’nun emeği, Antalya’nın gastronomi yolculuğunda çok kıymetli bir yer tutuyor.

YÜciDER-Gİ’nin son sayısında Antalya’ya ayrılan geniş bölüm de bunun bir yansıması. Antalya’ya 30 sayfalık bir alan ayrılması, bu şehrin yalnızca “turizm vitrini” olmadığını; aynı zamanda bir üretim coğrafyası ve güçlü bir lezzet haritası olduğunu tekrar hatırlatıyor. Bu dergi; ürünün adını yazıp geçmiyor, hikâyesini, değerini, dayanağını ve geleceğini de anlatıyor. İşte bu yüzden YÜciDER-Gİ’ye “dergi” demek az geliyor; benim gözümde bu çalışma bir başvuru kaynağı, bir arşiv, bir ansiklopedi niteliği taşıyor.

Bu vesileyle; YÜciTA’ya, Antalya Gastronomi Platformu’na, Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’na, editöryal ekibe, katkı sunan akademisyenlere, kurumlara, üreticilere ve bu işe omuz veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. Antalya’nın değerleri; birilerinin omzunda yükselmez, ancak hep birlikte sahip çıkınca büyür.

Bugün Antalya’nın değerlerini konuşup yarın sessiz kalırsak, kaybederiz. Bu yüzden artık izleyici değil, paydaş olma zamanı: Her kurum, her marka, her işletme ve her vatandaş bu hareketin bir ucundan tutmalı. YÜciDER-Gİ gibi eserler çoğalmalı, Antalya Gastronomi Platformu’nun çalışmaları büyümeli, coğrafi işaretli ürünlerimiz hak ettiği değeri bulmalı. Antalya “gastronomi kenti” iddiasını sadece sözle değil, birlikle, emekle ve süreklilikle ispatlamalı. Çünkü sahip çıkmadığımız her değer, yarın başkasının hikâyesi olur.