Değerli okurlarım bu haftaki köşe yazımda güzel şehrimizin sahillerinde ki kirlilik ve duyarsız insanlarımızı kaleme almak istedim. Sezon açıldığı andan itibaren sahillerimizdeki deniz kirliliği artarak devam ediyor. Her geçen gün denizlerimiz biraz daha kirleniyor. Haber merkezime vatandaşlar tarafından gönderilen kirlilik görüntüleri ise içler acısı durumda olduğumuzu gösteriyor. Sahillerimizde mavi bayrağımız var ama artık bunun yeterli olmadığını düşünüyorum. Deniz kirliliği bir yana sahillerimizdeki izmarit, yiyecek ve içecek atıklarınında önüne geçemez olduk. Sahile çöp atmanın cezası vardı ne oldu peki? Denetimler özenle yapılıyor mu? işte konumuzun özeti bu değerli okurlarım.
Antalya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan, masmavi denizi ve kilometrelerce uzanan eşsiz sahilleriyle Türkiye'nin turizm başkenti ve cenneti. Özellikle son yıllarda bu kartpostallık manzaraların arkasında giderek büyüyen bir sorunumuz var oda sahil kirliliği.
Bugün Konyaaltı'ndan Lara'ya, Lara'dan Alanya'ya ve Sarısu'dan Kemer'e kadar birçok noktada plastik şişeler, sigara izmaritleri, cam kırıkları ve çeşitli evsel atıklarla karşılaşmak artık sıradan bir hale geldi. Geçtiğimiz haftalar içerisinde uzmanlar ile yapmış olduğumuz röportajlarda ise denizlere ulaşan kirliliğin önemli bir bölümünün sadece sahilde bırakılan çöplerden değil, dere yatakları ve tatlı su kaynakları aracılığıyla taşınan atıklardan da kaynaklandığını belirttiler.
Ne kadar acı ve üzücü ki bazı vatandaşlarımız sahilleri kendi evlerinin bahçesi gibi değil, terk edilecek bir alan gibi görüyor sanki. Oysa geride bırakılan her plastik atık, her sigara izmariti yalnızca görüntü kirliliği oluşturmuyor deniz canlılarının yaşamını tehdit ediyor ve ekosisteme zarar veriyor. Antalya ve ülkemiz için önemli ekonomik değeri olan turizmi de olumsuz etkiliyor. Çünkü ülkemize gelen turistlerin sahillerimizdeki kirliliği sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar.
Peki bu sorun ile nasıl baş edeceğiz, sorunun çözümünü yalnızca belediyelerden ya da kamu kurumlarından beklemek de doğru değil diye düşünüyorum. Tabii denetim merkezimiz yine de devlet kurumlarımız ama halkımıza da büyük görevler düşüyor. Sahillerimiz için düzenli temizlik çalışmaları, denetimler ve caydırıcı cezalar uygulanmalı ama bunun içinde 2 tane yazı yazıp röportaj vermek ile olmadığını söylemek istiyorum. Gerekirse sahil boyunca denetim çalışanları olmalı. Gerek yaya gerek denize yolu ile ve Drone çekimleri ile sürekli denetim altında olunmalı. Topluma gelecek olursak bir diğer gerçek çözüm ise toplumun çevre bilincini artırmaktan geçiyor. Çünkü temizlenen bir sahil, birkaç saat içinde yeniden kirletilebiliyor. Bunun örneğine defalarca şahit olduk.
Değerli Antalyalılar ve değerli devlet büyüklerimiz, Antalya'nın mavi bayraklı plajları elbette gurur kaynağı, ancak mavi bayrak tek başına yeterli değil. Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, temiz çevre konusunda ortak bir vicdan ve kalıcı bir bilinçtir. Antalya'nın sahilleri sadece yaz aylarında tatil yapılan yerler değil, bu kentin nefesidir. O nefesi kirletmeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum....
Temiz bir çevre temiz bir deniz için hep birlikte çalışmaya devam edelim...