Antalya yıllardır tek bir cümleyle anlatıldı: deniz, kum, güneş. Oysa bu şehir bundan çok daha fazlasıydı. Toprağıyla, ürünüyle, üreticisiyle, binlerce yıllık mutfak kültürüyle… Sadece anlatılmadı, sadece hatırlatılmadı. Ve bugün, Antalya’nın unutulan bu hazinesi nihayet ayağa kalkıyor.
Antalya Valisi Sayın Hulusi Şahin’in öncülüğünde başlatılan gastronomi seferberliği, artık kağıt üzerinde kalan bir hedef değil; sahada karşılığı olan, sonucu görülen güçlü bir hamledir. Antalya’yı bir gastronomi destinasyonu yapma iradesi, bugün şehirde net bir şekilde hissedilmektedir.

Gelinen noktada Antalya’da hali hazırda coğrafi işaret almış ürünler bulunmaktadır. Ancak asıl dikkat çekici olan; 200’e yakın ürün için coğrafi işaret başvurusu yapılmış olmasıdır. Bu rakam, Antalya’nın zenginliğinin bugüne kadar ne kadar göz ardı edildiğinin de açık bir göstergesidir. Çeşitlilik vardır, ürün vardır, hikâye vardır. Artık sahip çıkan da vardır.
Bu süreci değerli kılan en önemli unsur ise şudur:
Bu bir kişinin değil, bir şehrin meselesi hâline gelmiştir.
Kaymakamlıklar, belediyeler, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odaları, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Antalya Gastronomi Platformu bu seferberliğin asli paydaşlarıdır. Her kurum bu işe inanmış, emek vermiş, zaman ve kaynak ayırmıştır. Antalya’da bugün tam anlamıyla kurumsal bir sahiplenme vardır.
Son dönemde gerçekleştirilen etkinlikler bunun en somut örnekleridir. Antalya Ticaret Odası’nda Döşemealtı bal kabağıyla hazırlanan yaratıcı lezzetler, Manavgat’ta altın susamın yeniden gündeme taşınması, keçiboynuzunun yalnızca bir hammadde değil, gastronomik bir değer olarak ele alınması… Bunların her biri, Antalya’nın mutfak hafızasının yeniden yazıldığını göstermektedir.
Antalya kadim bir şehirdir. Çok uzun bir tarihe sahiptir. Çok fazla ürünü vardır. Ancak bu ürünler tanıtılmadığı, anlatılmadığı ve kayıt altına alınmadığı için unutulmuştur. Bugün yapılan tam olarak budur: Unutulanı hatırlamak, görünmeyeni görünür kılmak.
Bu noktada Sayın Valimiz Hulusi Şahin’e özel bir teşekkür borcumuz vardır. Böyle bürokratlar nadir gelir. Geldiklerinde de şehirlerin kaderine dokunurlar. Gastronomi başta olmak üzere pek çok alanda ortaya koyduğu vizyoner ve kararlı duruş, Antalya için büyük bir şanstır. Kendisine bu şehir adına minnettarız.
Bugün Antalya’da bir seferberlik vardır.
Bugün Antalya’da bir uyanış vardır.
Ve bu uyanış, bu şehrin geleceğini değiştirecek güçtedir.
Antalya artık sadece tatil yapılan bir şehir değildir.
Antalya, artık anlatılan, tadılan ve hatırlanan bir şehir olma yolundadır.