Serik ilçesinde D-400 kara yolu üzerindeki atölyesinde çalışmalarını sürdüren heykeltıraş Utku Karakurt, Ankara’da bir iş insanının özel yaşam alanı için adalet ve özgürlük heykelleri hazırladı. Yaklaşık 4 ay süren çalışmanın ardından tamamlanan adalet heykeli 8 metre yüksekliğe ulaştı. Karakurt, iki eserin Ankara’da yan yana sergileneceğini belirtti.
Yapımı 4 ay sürdü
Heykelin yapım sürecine ilişkin bilgi veren Karakurt,
"8 metre yüksekliğindeki bu çalışma, Ankara’da bir iş insanımızın yaşam alanı için tasarlandı. Heykelin yapımı yaklaşık 4 ay sürdü. Yorucu ve yoğun bir çalışmadan sonra tamamlandı"
dedi.
Eserinin Türkiye’nin en büyük adalet heykeli olduğunu öne süren Karakurt,
"Bunun yanı sıra yanına Türkiye’nin en büyük özgürlük heykelini de tasarlayıp yaptık"
diye konuştu.
Yaklaşık 20 yıldır heykel sanatıyla ilgileniyor
Yaklaşık 20 yıldır heykel ve rölyef sanatıyla uğraştığını anlatan Karakurt, çalışmalarının büyük bölümünde kendi tasarımlarına yer verdiğini söyledi. Kişiye özel siparişler de aldığını belirten heykeltıraş,
"Yaptığım çalışmaları bitirdikten sonra müşterilerim gelip inceliyor ve tercihlerini yapıyor. Kişiye özel siparişler de alıyorum ancak genellikle kendi tasarımlarım üzerinde çalışıyorum"
ifadelerini kullandı.
Karakurt, bugüne kadar katıldığı çeşitli yarışmalarda yaklaşık 20 derece ve ödül kazandığını, son olarak 2017 yılında Türkiye Turizm Mimarisi ve Heykel dalında birincilik ödülüne layık görüldüğünü belirtti.

Cumhuriyet’in 103’üncü yılı için Atatürk rölyefi yaptı
Karakurt, Cumhuriyet’in kuruluşunun 103’üncü yıl dönümüne özel olarak atölyesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün kilden rölyefini de hazırladı. Çalışmasına önce alt platformu oluşturarak başlayan heykeltıraş, daha sonra nemli kili yüzeye yerleştirip elleriyle şekillendirdi. Kilin çalışma sırasında kaymasını önlemek için platforma metal parçalar yerleştirdiklerini belirten Karakurt, şekillendirme aşamasında sorun yaşanmaması için kilin içinde boşluk bırakılmaması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 15 dakikada tamamladığı rölyefin ardından Karakurt,
"İşte bu şekilde her çalışmamız tarihe bir eser olarak kalıyor. Bu işin güzel tarafı da bir iz bırakabilmek"
dedi.




