Sağlık

Akdeniz Üniversitesi’nden büyük adım: Dünyada 8’inci merkez Antalya’da kuruldu

Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kan kanseri tedavisinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi için hücre üretimi yapılabilecek İleri Sağlık Araştırma Merkezi kuruldu. Dünyada yalnızca birkaç ülkede uygulanan ileri tedavi yöntemi artık Antalya’da da hastalara sunulabilecek.

Loading...

Abone Ol

Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisine yönelik önemli bir altyapı yatırımı hayata geçirildi. Üniversite bünyesinde kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi’nde özellikle lösemi ve lenfoma gibi kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi için gerekli hücre üretimi gerçekleştirilecek. Dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan bu yöntemle birlikte Akdeniz Üniversitesi, söz konusu tedavinin yapılabildiği 8’inci merkez olarak dikkat çekiyor. Yeni merkezde hastanın kendi bağışıklık hücreleri laboratuvar ortamında güçlendirilerek kanser hücreleriyle mücadele edecek hale getiriliyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin kurulma sürecini ve tedavinin detaylarını bir televizyon programında değerlendirdi.

“5 yıllık bir serüvendi”

Merkezin kuruluş sürecinin uzun bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özlenen Özkan,

"2020 yılında göreve geldiğimizde Ömer Hoca’yla bir fikrimiz vardı. Biz organ nakli yapıyoruz. Bu anlamda bu üniversitenin kuruluş felsefesi de bunun üzerineydi. Amacımız organ nakli ve kanser üzerine araştırmalar yapmak ve tedavi yöntemleri ortaya koymaktı. Böyle bir tedavi yöntemi uygulamak istediğimizi Cumhurbaşkanımızla paylaştığımız zaman bu fikir çok hoşuna gitti. Onun desteğiyle bu güzel binayı kurguladık ve başardık. 5 yıllık bir serüvendi bu. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu kanser merkezine kavuşmuş olduk"

dedi.

“Yerli ve milli olması çok önemli”

Merkezin özellikle dirençli kan kanseri vakalarında umut olacağını vurgulayan Özkan,

"Kanserde en çok insanları muzdarip eden hastalıkların başında lenfoma ve lösemi geliyor. Bizim ilk hedefimiz lenfoma üzerine oldu. Dünyada şu anda en çok kullanılan, en yeni teknik olan CAR-T zemininde hücresel tedaviler üzerine çalıştık. Bu hücre tedavilerini özellikle lenfoma tedavisi görmüş ancak başarısız olmuş, çok dirençli hastalar için planladık. Hastanın kendi bağışıklık hücreleri güçlendirilerek sayıları artırılacak ve yaklaşık 10 gün içinde tekrar hastaya enjekte edilecek. Böylece hastanın kanserle mücadelesi daha güçlü şekilde desteklenecek. Dünyada sadece 7 merkezde ve 7 ülkede yapılıyor ve yüz binlerce dolarlık tedavi masrafları oluyor. Bunları göz önüne aldığımız zaman bunun yerli ve milli olması çok önemli. Bu merkezin başka bir özelliği de hem araştırma yapılabilmesi hem de o araştırmanın hemen klinikte hastalara uygulanabilmesi. Türkiye’de bildiğim kadarıyla hem araştırmanın hem klinik tedavinin birlikte uygulandığı böyle bir merkez yok"

ifadelerini kullandı.

İlk hastalar nisan ayında

Tedavi programının kısa süre içinde başlayacağını belirten Özkan, "Burada hastanın kendisinden alınan kan tekrar işlem görerek hastaya geri naklediliyor. Kemoterapiyi bir hayli azaltan bir tedavi yöntemi. Başarı oranı yüzde 95’in üzerinde. Türkiye’de bu merkezin olması, hastaların başka yerlerde tedavi aramasının önüne geçecek. Çünkü bu tedaviler çok maliyetli ve herkesin gidebildiği yerler değil. Bu anlamda 14 Mart gibi önemli bir günde bu merkeze sahip olduğumuz için ve Türk halkına bu hizmeti verebileceğimiz için gerçekten çok heyecanlıyım. Sadece kan kanseri değil, başka hedeflerimiz de var. O kadar çok hasta ve doktor bu merkezi aradı ki açıkçası bu tedaviye ihtiyacı olan hasta sayısı beni şaşırttı" diye konuştu.

Maliyetler ciddi şekilde düşürüldü

Tedavinin dünya genelinde oldukça pahalı olduğuna dikkat çeken Özkan,

"Öncelikle hastalar başka merkezlere gitmek zorunda kalmasın. En yakın merkez İsrail’de. Oraya gitmek zaten çok kolay değil. Ayrıca böyle bir merkezin burada olması, özellikle savaş gibi durumlarda kendi kendine yetebilmek açısından da çok kıymetli. Bunu covid döneminde de gördük. Dünyada bu tedavinin maliyeti yaklaşık 200 bin dolar civarında. Bu sadece tedavi maliyeti. Hastanın orada kalması ve diğer giderler bunun içinde değil. Biz ise üniversitemizin kendi imkanları ve BAP projeleriyle bu maliyetleri ciddi şekilde düşürdük. Bu tamamen üniversitemizin imkanlarıyla gerçekleştirilen bir proje. Bu anlamda çok daha uygun fiyatlarla hastalarımıza bu tedaviyi sunacağız"

dedi.

Türkiye için stratejik merkez

Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise merkezin hem sağlık hem de bilimsel araştırma açısından önemli olduğunu vurgulayarak,

"14 Mart’ta böyle bir müjdeyi vermek istedik. Dün ilk lansmanını yaptık. Burada önceliğimiz kendi vatandaşlarımıza hizmet verebilmek. Ama aynı zamanda bu merkez hem prestij hem de stratejik açıdan çevre ve dost ülkelere de tedavi imkanı sunabilecek. Bu tedavi çok az ülkede uygulanıyor. Maliyetler ve konaklama gibi nedenlerle birçok hasta bu tedaviye ulaşamıyor. Türkiye sağlık turizmi açısından güçlü bir ülke. Ancak yıllardır söylediğimiz bir şey var; klinikte çok iyiyiz ama araştırma ve üretim kısmında daha güçlü olmamız gerekiyor. Dışarıya bağımlılığı azaltmak için bu tür merkezler çok önemli. Eğer sağlıkta kullanılan bu tür stratejik ürünleri dışarıdan almak zorunda kalırsanız ve herhangi bir nedenle size verilmezse, o zaman binlerce insanın tedavisi zorlaşabilir. Bu yüzden bu laboratuvarlar stratejik öneme sahip"

dedi.

Araştırma ve üretim birlikte yapılacak

Merkezin yalnızca tedavi uygulayan bir birim olmayacağını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan,

"İhtiyaç olduğunda kapasiteyi çok daha fazla artırabilecek alt yapımız var. Bu laboratuvar sadece tedavi uygulanan bir yer değil, aynı zamanda araştırma ve geliştirme merkezi. Lenfoma ile başlıyoruz ancak hedefimiz diğer kanser türleri için de araştırmalar yapmak. Burası GMP standartlarında bir laboratuvar. Çok zor kurulan bir altyapı. Hatırlarsanız aşı döneminde bu tür üretim altyapılarının ne kadar önemli olduğunu gördük. Burada sadece kanser tedavisi değil, ihtiyaç olduğunda aşı geliştirme gibi çalışmaların da yapılabileceği bir laboratuvardan bahsediyoruz. Bu yüzden bu merkez ülkemiz için stratejik bir yatırım. Biz de bu alt yapıyı ülkemize kazandırdığımız için mutluyuz"

ifadelerini kullandı.