Hep söylediğimiz o sözü söyleyerek başlayalım köşe yazımıza; Antalya denince akla güneş, deniz, turizm ve sıcak hava geliyor. Ancak takvim sonbaharı gösterdiğinde bu güzel kentin başka bir yüzüyle de karşı karşıya kalıyoruz: Sağanak yağmur, suyla dolan yollar, göle dönen caddeler ve kısa sürede ulaşıma kapanan alt geçitler ve bitmeyen çilemiz.

Her yıl aynı soruyu soruyoruz kendimize ve yetkililere : Antalya kışa hazır mı? Aslında mesele yağmurun yağması değil. Antalya gibi Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bir kentte yağmur elbette yağacak. Hatta son yıllarda kısa sürede çok yüksek miktarda yağış düşebildiğini artık hepimiz biliyoruz çünkü gördük ve yaşadık. Asıl mesele, kentin bu yağışı ne kadar hızlı ve güvenli şekilde tahliye etmesidir. 2024 yılında yaşanan şiddetli yağışta Antalya’nın merkez ilçelerinde yollar, kavşaklar ve alt geçitlerde ciddi su birikintileri oluşmuş, bazı araçlar sular altında kalmıştı. Birçoğunuz hatırlar belki Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde bir kişinin yaşamını yitirmesi ise hafızalara kazınan acı olaylardan biri olmuştu.

Elbette çalışmalar yapılıyor. ASAT, Antalya’nın yağmur suyu altyapısını güçlendirmek amacıyla Muratpaşa, Konyaaltı ve Kepez’deki 6 mahallede toplam 12 kilometrelik yağmur suyu hattı için yaklaşık 210 milyon liralık yatırım başlattığını açıkladı. Bunun yanında yağmur suyunun daha hızlı tahliye edilmesi amacıyla yaklaşık 15 milyon liralık yağmur suyu ızgarası çalışmaları da sürüyor. Fakat Antalyalı vatandaşın görmek istediği şey yalnızca yatırım rakamları değil. Vatandaş, yağmur başladığında evine, işine, okuluna güvenli şekilde ulaşabilmek istiyor. Çünkü birkaç saatlik sağanak, Antalya’da bazen günlük hayatı durma noktasına getirebiliyor.

Bir alt geçidin suyla dolması yalnızca trafik sorunu değildir. O noktadan geçmek zorunda olan sürücünün can güvenliğidir. Bir mahallenin yollarının su altında kalması yalnızca ulaşım problemi değildir. Evine girmeye çalışan vatandaşın, dükkânını korumaya çalışan esnafın sorunudur. Üstelik mesele sadece merkez ilçelerle de sınırlı değil. 2026 yılının Şubat ayında yoğun yağış nedeniyle Antalya-Konya yolu üzerinde bazı bölümler su altında kalmış ve ulaşım durmuştu.

Bu nedenle artık yağmur yağdığında “Yine mi aynı görüntüler?” demek yerine, daha yağmur başlamadan önce şu soruların cevaplarını bilmek gerekiyor:

  • Hangi caddelerde yağmur suyu tahliye kapasitesi yetersiz?
  • Mazgallar ve yağmur suyu kanalları yeterince temiz mi?
  • Kritik noktalarda ekipler yağış öncesinde hazır bekliyor mu?

Ve en önemlisi:

  • Antalya’nın altyapısı, artık değişen yağış düzenine cevap verebilecek durumda mı?
  • Bugün yapılması gereken, yağmur yağdıktan sonra suyu boşaltmak değil; yağmur yağmadan önce gerekli önlemleri almak.
  • Çünkü altyapı, yağmur başladıktan sonra değil, yağmur başlamadan önce sınanır.

Antalya'mız büyüyor. Nüfusu artıyor, araç sayısı çoğalıyor, yeni yapılar yükseliyor, yollar ve yerleşim alanları genişliyor. Buna karşılık yağmur suyunun doğayla buluşacağı alanlar azalıyor. Bu nedenle geçmişte yeterli görülen altyapının bugün yeterli olmaması şaşırtıcı değil. Artık Antalya’nın yalnızca yaz turizmine değil, kış yağmurlarına da hazırlanması gerekiyor. Belediyelerin yaptığı yatırımların tamamlanmasını beklemek, eksik noktaları tespit etmek ve özellikle geçmişte su baskını yaşanan bölgelerde kalıcı çözümler üretmek gerekiyor. Çünkü Antalya’da yağmur sürpriz değil. Sürpriz olan, her yağmurda aynı sorunlarla karşılaşmak olur.

Kısacası değerli okurlar Antalya’nın kışa hazır olup olmadığını takvim değil, ilk kuvvetli yağmur gösterecek.