Türk futbolunda bitmeyen krizler ve yaşanan olaylar ve Milli takımımızın başarısızlıkları. Dünya 3'ncüsü olan bir takımdan geriye ne kaldı. Bu hafta ki köşe yazımda bu konuyu ele almak ve sizler ile paylaşmak istedim...

Sonuçlar kötüleşir, tribünlerin sabrı tükenir, eleştirilerin dozu yükselir ve sonunda gözler teknik direktöre çevrilir. Bu kez de değişen bir şey olmadı. A Milli Futbol Takımı’nın UEFA Uluslar Ligi’nde üst üste aldığı ağır yenilgilerin ardından Vincenzo Montella ile yolların ayrılması gündeme geldi. Bugün ortaya çıkan bilgilere göre TFF yönetiminin İtalyan teknik adamla yolları ayırma kararı aldığı öne sürülüyor. Çünkü ortada yalnızca dört maçlık bir kötü sonuç tablosu yok. Türkiye; Fransa’ya 1-0, İtalya’ya 4-1, Belçika’ya 3-0 ve son olarak yine İtalya’ya 3-1 mağlup oldu. Dört maç, dört yenilgi… Atılan sadece 2 gol, yenilen 11 gol. Elbette bu tablo bir teknik direktörün sorumluluğunu tartışmaya açar. Futbolda sonuçların hesabı çoğu zaman teknik adamdan sorulur. Ancak bütün faturayı yalnızca teknik direktöre kesmek, Türk futbolunun yıllardır çözemediği daha büyük sorunları görmezden gelmek anlamına da gelebilir.

Montella’nın Türkiye macerasını yalnızca son dört maç üzerinden değerlendirmek de haksızlık olur. İtalyan teknik adam döneminde milli takım önemli turnuvalara katılmayı başardı ve Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final gördü. Ancak futbolun acımasız tarafı ise geçmiş başarılar, bugünkü soruları ortadan maalesef kaldırmıyor. Yeni hoca gelecek. Yeni bir heyecan başlayacak. Yeni bir kadro tartışması yapılacak. Bazı oyuncular yeniden milli takıma çağrılacak, bazıları kenarda kalacak. İlk galibiyet geldiğinde herkes biraz nefes alacak. Peki ya aynı sorunlar ile yine karşı karşıya kalırsak ne yapacağız? Milli Takım formasını giyen futbolcularımızın yeteneklerinden kimsenin şüphesi yok. Arda Güler’den Kenan Yıldız’a, Hakan Çalhanoğlu’ndan Ferdi Kadıoğlu’na kadar Avrupa’nın önemli takımlarında oynayan oyuncularımız var. Sorun, bu yeteneğin milli takım seviyesinde nasıl bir takım kimliğine dönüştürüleceği. Yerine gelecek olan yeni teknik direktörün önündeki en büyük sınav da bu olacak. Üstelik bu kez yeni gelecek teknik adamın sırtına da bütün yükü yüklememek gerekiyor. Çünkü eğer her kötü serinin sonunda teknik direktörü gönderip yeniden başa dönüyorsak, aslında sürekli aynı filmi farklı oyuncularla izliyoruz demektir.

Artık şu saatten sonra bekleyip göreceğiz Montella gerçekten gidecek mi? Yoksa son ana kadar bekleyecek mi? İnsanlar sabır taşı değil kimsenin de sabrının kaldığını sanmıyorum. Bence bir an önce işi yüklenebilecek bir Türk teknik adam ile yola devam edilmesi bu benim fikrim tabi ki. Umut dolu A Milli takım görebilmek ümidi ile...