Antalya’da göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 2 çocuk annesi anaokulu öğretmeni Pınar Öztürk’ün hayatı, yapılan tetkiklerin ardından aldığı meme kanseri teşhisiyle değişti. Yaklaşık 6 ay boyunca 12 kür kemoterapi alan, ardından ameliyat ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan Öztürk, tedaviye çok iyi yanıt verdi. Yaşadığı süreçte sağlık ekibinden gördüğü desteği unutamayacağını belirten Öztürk, “O korkuyu, endişeyi bana yaşatmadılar. Ölene kadar unutmayacağım” dedi.

Bir haftada tanı konuldu, kemoterapi başladı
Antalya’da yaşayan 52 yaşındaki Pınar Öztürk, 2 yıl önce Ankara’da bulunduğu sırada göğsünde ağrı hissetti. Şikayetinin enfeksiyondan kaynaklandığını düşünen Öztürk, Antalya Şehir Hastanesi Genel Cerrahi bölümüne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda meme kanseri teşhisi konulan Öztürk’ün tedavisi, Tıbbi Onkoloji Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf İlhan’ın takibinde başlatıldı.
Tanı sürecinin ardından kısa sürede tedaviye geçildiğini anlatan Öztürk, yaklaşık 6 ay boyunca 12 kür kemoterapi aldı. Ardından ameliyat edilen Öztürk'ün memesinin yarısı alındı. Cerrahi sonrası radyoterapisi de tamamlanan Öztürk'ün takipleri 3 ayda bir sürdürülüyor.

"Göğsümde bir ağrı oluştu"
Öztürk yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
"Göğsümde bir ağrı oluştu, Ankara'daydım o esnada. Onun için apar topar buraya geldim. Şehir Hastanesi'nde genel cerrahiye başvurdum. Tamamen tesadüftü, onkoloji alanında hiçbir bilgim yoktu. Zaten göğsümde böyle bir sorun olduğunu düşünerek gelmedim. Bir ağrı vardı ama enfeksiyon olduğunu düşünerek geldim. Sağ olsun, onkoloji dÏoktorumuz Yusuf Hocamla tanıştık. Tanı, MR'lar, PET çekimi; hepsi bir hafta içerisinde gerçekleşti. Ayın birinde hastanedeydim, yedisinde beni kemoterapiye başlattı."
"Ameliyat oldum, mememin yarısını aldılar"
Yaklaşık 6 ay boyunca 12 kür kemoterapi aldığını ve bu süreçte 13 kilo kaybettiğini söyleyen Öztürk, beslenme konusunda doktorunun önerilerini uyguladığını söyledi. Kemoterapinin ardından ameliyat edildiğini anlatan Öztürk,
"Harika bir genel cerrahımız da var. Ameliyat oldum, mememin yarısını aldılar. O bölgeyi, koltuk altını temizlediler. Sonra Yusuf Hocamın kontrolünde devamlı gidip geldik. 6 aya yakın da bir ilaç kullandırdı bana, kemoterapi ilacına denk bir şey. Çok şükür, onu da hallettik, onu da bitirdik."
dedi.

"Hastalığımı bir sınav olarak gördüm"
Tedavi boyunca doktorunun kendisini her aşamada bilgilendirdiğini söyleyen Öztürk, hastalığın evresini dahi sormadığını dile getirdi.
Hastalığını bir sınav olarak değerlendirdiğini söyleyen Öztürk,
"Evresini bile sormadım. ‘Kaçıncı evre hastayım' demedim. ‘Halledeceğiz Pınar Hanım' diyordu, izah ediyordu. Kanseri de ‘Allah bana ceza olarak verdi' diye düşünmedim, sınavmış. Böyle bir süreç zordu ama güzel bir ekiple karşılaşırsan kolaymış"
dedi.
3 aylık kontrollerini sürdürdüğünü belirten Öztürk, hastanede aldığı hizmete ilişkin,
"Şehir hastanesi çok büyük bir sürprizdi benim için, bu kadarını beklemiyordum, çok memnun kaldım. Hiçbir şey için beklemedim. Hiçbir sıkıntı yaşamadım"
ifadelerini kullandı.

“Hasta tedaviye çok iyi yanıt verdi”
Antalya Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Yusuf İlhan, Öztürk’ün yaklaşık 2 yıl önce memedeki lezyon nedeniyle kliniğe başvurduğunu belirtti. Kapsamlı değerlendirmelerin ardından ameliyat öncesi tedavi uygulandığını aktaran İlhan, hastanın tedaviye çok iyi yanıt verdiğini söyledi. Kemoterapi sürecinde zaman zaman zorluk yaşayan Öztürk’e destek tedavisi uygulandığını kaydeden İlhan, tedavi sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Dönem dönem zor vakitler tabii ki geçirdi ama iyi bir destek tedavisiyle bu süreçler iyi atlatıldı. Memedeki lezyonda çok belirgin bir küçülme sağlandı ve cerrahi sonuçlar da gerçekten bizim için yüz güldürücü olarak geldi"
Öztürk’ün ameliyatının ve ameliyat sonrası radyoterapi tedavisinin tamamlandığını bildiren İlhan, kontrollerin 3 ayda bir devam ettiğini ifade etti. İlhan, tedavi sona erse bile özellikle ilk yıllarda ve yaşam boyu düzenli doktor takibinin önemini vurguladı.

“Kanser demek artık umutsuzluk anlamına gelmemeli”
Ekim ayının meme kanseri farkındalık ayı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Yusuf İlhan, erken tanının tedavideki önemine dikkat çekti. Farkındalık çalışmalarının ekim ayında yoğunlaştığını ancak taramaların yıl boyunca ihmal edilmemesi gerektiğini belirten İlhan, 40-69 yaş arasındaki kadınlara 2 yılda bir mamografi çektirmelerini önerdi.
İlhan, "Gerçekten kanser demek artık umutsuzluk anlamına gelmemeli" diyerek, erken dönemde tanı konulması halinde yeni nesil tedavi ajanlarıyla meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser grubunda yüz güldürücü sonuçlar elde edebildiklerini ifade etti.
Onkoloji ünitesinde 18 binden fazla hastaya tedavi
Tıbbi Onkoloji Tedavi Ünitesi ve Tıbbi Onkoloji Kliniğinin Nisan 2024'te hizmet vermeye başladığını belirten İlhan, 6 modern tedavi salonunda 40'a yakın hastaya eş zamanlı tedavi uygulayabildiklerini söyledi. Günlük 50'den, aylık binden fazla hastaya tedavi hizmeti verdiklerini aktaran İlhan, hastanenin açıldığı günden bu yana ünitede 18 binden fazla hastaya tedavi uygulandığını kaydetti.
Ünitede yalnızca sistemik kemoterapilerin değil, yeni nesil tedavi yöntemlerinin de uygulandığını belirten İlhan,
"Burada sadece sistemik kemoterapileri değil, artık onkoloji pratiğinde çok daha sık kullandığımız, yeni nesil tedaviler olarak bilinen immünoterapileri ve halk arasında ‘akıllı ilaçlar' olarak da bilinen hedefe yönelik ilaçları da başarıyla uygulamaktayız"
dedi.
Yeni nesil tedavileri birlikte ya da tek başına uygulayabildiklerini belirten İlhan, daha yüz güldürücü sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Hastaların tedavilerini aksatmamalarının önemini vurgulayan İlhan, tedavi sırasında yapılan bilgilendirmelerdeki önerilere uyulması gerektiğini de ifade etti.





