Değerli okurlarım bu hafta kaleme aldığım konu Televizyon dizilerindeki anlam veremediğim şiddet! Televizyon dizilerine bakıldığında özellikle dikkatimi çeken şiddetin giderek daha fazla ön plana çıkması ile dizilerin reyting aldığı gözlemleniyor. Özellikle mafya temalı diziler, silahların konuştuğu sahneler, yani o kadar basit gösteriliyor ki bir insanın bir insanı öldürmesi hayretler içerisinde izliyoruz. Tabii başka konularda var intikam hikâyeleri, aldatan ve aldatılanlar, günü birlik ilişkiler ekranların vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Toplum için eğlence amacı ile hazırlanan bu yapımların, toplum üzerindeki etkisi ise giderek daha fazla tartışma yaratmaya başlamıştır.

Televizyon, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip. Henüz kişilik gelişimini tamamlamamış çocuklar ve gençlerin ekranda gördükleri karakterleri rol model olarak benimseyebiliyorlar. Dizilerde mafya liderlerinin güçlü, zengin ve saygı gören kişiler olarak gösterilmesi şiddetin ise sorun çözmenin bir yolu gibi sunulması, genç zihinlerde yanlış algıların oluşmasına neden olabiliyor.

Bugün Televizyon dizilerinde silah kullanımı, tehdit, intikam ve suç örgütleri neredeyse normal bir yaşamın parçası gibi anlatılıyor. Oysa gerçek hayatta şiddet toplumu derinden yaralayan bir sorundur. Dizilerde sürekli tekrar edilen bu görüntüler, zamanla izleyicinin şiddete karşı duyarlılığını azaltabilir ve bu durum toplum açısından ciddi bir risk oluşturabilmektedir.

Gelelim çocuklar açısından bakıldığında ise durum daha da hassas ve daha ciddidir. Çocuklar izledikleri karakterlerin davranışlarını kolaylıkla taklit edebiliyorlar bunu hepimiz yaşadık. Sürekli silahların konuştuğu, güç gösterisinin ön planda olduğu diziler çocukların şiddeti bir güç göstergesi olarak görmelerine neden oluyor. Bu nedenle dizilerin çocukların psikolojik gelişimini göz önünde bulundurarak hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Dizileri çok fazla eleştirmiş gibi görünebilirim ama sanat ve televizyon dünyası toplumu yansıtan bir ayna gibidir. Bu aynanın sadece karanlık tarafı göstermesi, topluma faydadan çok zarar verir. Dayanışmayı, iyiliği, insanlık değerlerini, bilimi ve başarı hikâyelerini anlatan yapımların da ekranlarda daha fazla yer bulması gerekiyor.
Medya sektörü sadece eğlendiren bir araç değil, aynı zamanda toplumun duygu ve düşünce yapısını etkileyen çok güçlü bir iletişim aracıdır. Televizyon yapımcılarının, senaristlerin ve yayın yapan kuruluşların toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.

Daha huzurlu ve sağlıklı bir toplum için ekranlarda şiddetin sona ermesi ve umut veren hikâyelerin çoğalması hepimiz için hayırlı olacaktır. Toplumun geleceğini şekillendirmek için daha güzel yayınlar ve yapımlar görmek ümidi ile...