Değerli okurlarım bugünkü köşe yazımda bir anda hayatımıza giren o kelimeyi kaleme almak istedim. Bazılarının ilk defa duyduğu bazılarının ise bildiği ''Mutlak Butlan'' hakkında yapmış olduğum araştırma sonucunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Hukuk dünyasında bazı kavramlar vardır ki yalnızca mahkeme salonlarında kalmaz zamanla siyasetin, toplumun ve gündelik tartışmaların içine kadar girer. “Mutlak butlan” da tam olarak bunlardan birisidir. En basit haliyle mutlak butlan, hukuken baştan itibaren geçersiz sayılan işlem anlamına gelir. Yani ortada yapılmış gibi görünen bir işlem vardır ancak o işlem hukukun temel kurallarına aykırı olduğu için hiç doğmamış kabul edilir. Hukuk diliyle söylersek işlem yok hükmündedir.

Buna örnek verecek olursak:

Kanunun açıkça yasakladığı bir sözleşme, yetkisiz kişiler tarafından alınmış kararlar, kamu düzenine aykırı işlemler mutlak butlan kapsamında değerlendirilebilir.

Buradaki en önemli nokta ise, mutlak butlan durumunda işlemin iptal edilmesi için mutlaka bir tarafın itiraz etmesi gerekmez. Mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alabilir. Çünkü mesele yalnızca tarafları değil, doğrudan hukuk düzenini ilgilendirir. Normal şartlarda daha çok medeni hukukta veya şirketler hukukunda karşımıza çıkan bu kavramın son dönemde siyasetin merkezine oturması dikkat çekici. Özellikle siyasi partilerin kurultay süreçleri, alınan kararların usulü ve parti içi işlemler üzerinden yapılan tartışmalarda “mutlak butlan” ifadesi sıkça kullanılmaya başlandı. Mutlak butlan, siyasi slogan değil, teknik bir hukuk değerlendirmesidir.

Sonuç olarak mutlak butlan, hukukun en sert yaptırımlarından biridir. Bir işlemin yalnızca hatalı değil, doğrudan geçersiz olduğunu ifade eder. Bugün siyasette sıkça duyuyor olmamız, kavramın önemini artırıyor. Ancak unutulmamalıdır ki hukuk terimleri, siyasi tartışmaların heyecanıyla değil hukukun kendi kurallarıyla anlam kazanır.