Değerli okurlar bu hafta ki köşe yazımda son zamanlarda yaşanan ve giderek artan şiddet olaylarını kaleme aldım. Aslında bu şiddet olayları ile ilgili bir diğer yazım ise geçtiğimiz aylarda ''Ekrandaki şiddet! Tv dizileri'' köşemde bazı konulara değinmiştim. Bu hafta ki köşe yazımda ise tüm detayları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şiddet, yalnızca fiziksel bir eylem değildir aynı zamanda bir zihniyetin, bir kültürün bir parçasıdır. Bugün toplumun her köşesinde, farklı biçimlerde karşımıza çıkan şiddet, artık münferit bir sorun olmaktan çıkmış, toplumsal bir yara haline gelmiştir. Özellikle kadına şiddet konusu halen gündemde iken çocuklarında yaşamış olduğu akran zorbalıklarıda giderek artmaktadır ve göz yumulacak bir konu asla değildir.

Şiddet sokakta, evde, okulda, hatta dijital yani sanal ortamda kısacası her yerde var. Bir çocuğun akran zorbalığına maruz kalması, bir kadının susturulması, bir insanın düşüncesi yüzünden hedef haline getirilmesi yaşanan tüm bunlar şiddetin farklı yüzleridir aslında. En tehlikelisi, bu olayların zamanla alışılmış hale gelmesidir. Çünkü şiddet, normalleştikçe büyümeye devam edecek.

Günümüzde şiddetin artmasının temelinde birçok neden yatıyor, ekonomik sıkıntılar, eğitim, iletişim eksikliği ve en önemlisi empati yoksunluğu. İnsanlar artık anlamaktan çok yargılamayı, dinlemekten çok tepki vermeyi tercih ediyor. Bu da çatışmayı kaçınılmaz hale getiriyor. Yani hoşgörü nezaket kalmadı aslında toplumumuzda. Bunun en çok yaşandığı alan ise trafik, hepimizin şahit olduğu olaylar.

Gelelim sosyal medyanın bu şiddet olaylarındaki rolüne. Sosyal medyada göz ardı edilemez şiddet içerikleri, kimi zaman farkında olmadan bir gösteriye dönüşür hale geldi. Sürekli maruz kalınan bu görüntüler, bireylerin duyarlılığını azaltırken, şiddeti sıradanlaştırdı. Özellikle gençler üzerinde bu durumun etkisi oldukça derin. İsmini vermek istemediğim sosyal medya platformları şiddet olaylarını çok basit bir şekilde göstermektedir.

Diğer bir sorun ise TV dizilerinde gösterilen şiddet olayları. Su gibi insanların yaşamına son verildiği bu dizilerde her şey o kadar basit gösteriliyor ki. Bir insanın yaşamına son vermek bu kadar mı ucuz oldu bu saçmalıklara daha ne kadar tahammül edeceğiz bilemiyorum. Savaş filmi yapılır o dönemde yaşanmış olaylar anlatılırken askerler hayatlarını kaybeder. Bunu anlayabiliriz ama bizim dizilerde bundan çok fazlası var dizinin ağır abisi sinirlenip herkese kurşun yağdırabiliyor ve bu durumda çok manidar gösteriliyor. Yani yanlış üstüne yanlış herşey reyting olmamalı. Benim çocukluğum ''Süper baba - Bizimkiler - Çiçek taksi'' vb... dizileri izleyerek geçti biz o dizilerde şiddetin 'Ş'sini görmedik. O dizilerde dostluk arkadaşlık ve sevgi vardı.

Peki çözüm ne olmalı? Şiddeti önlememiz sadece yasalarla mümkün değildir. Bu, bir zihniyet dönüşümünü gerektirir. Eğitim sisteminden aile yapısına kadar geniş bir alanda bilinçlenme şarttır. Çocuklara küçük yaşta empati, saygı ve iletişim becerileri kazandırılmalıdır. Çünkü şiddet, çoğu zaman öğrenilen bir davranıştır. Şiddet sadece uygulayanın değil, sessiz kalanların da büyüttüğü bir sorundur. Görmezden gelinen her olay, bir sonraki şiddetin zeminini hazırlamaktadır. Toplum olarak bir seçim yapmak zorundayız değerli okurlarım ya şiddeti izleyen bir kalabalık olmaya devam edeceğiz ya da ona karşı duran bir bilinç oluşturacağız. Büyüklerimizin de bu duruma el atması gerekiyor. Eski ahlaki düzene geri dönmemizin en büyük etkisi eski nesil olacaktır ve anne babalar sizlerde çocuklarınıza daha iyi bir eğitim vermek zorundasınız. Her şey dışarıda yada okulda öğrenilmez bazı şeylerde evde aile bireylerinin öğretisi ile öğrenilir. Hepimiz taşın altına elimizi koyduktan sonra daha yaşanabilir bir toplum haline gelebiliriz.