Antalya .... yaşadığımız kent ve milyonlarca turistin hayalini süsleyen şehrimiz. Deniziyle, güneşiyle, otelleriyle dünyanın göz bebeği olarak görülüyor. Her yıl yeni rekorlar açıklanıyor. Gelen turist sayısı artıyor, oteller doluyor, uçaklar peş peşe iniyor. Bir başkasının gözü ile dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo var. Peki bu şehrin içinde yaşayan insanlar? Onlar ne durumda ne haldeler?

Asıl soru işte burada başlıyor değerli okurlarım. Antalya turizmden gerçekten ne kadar pay alıyor, Antalyalı bu şehrin içinde nasıl bir hayat yaşıyor? Son zamanlarda esnaflar ile konuştuğumda bu tablonun değiştiğini görüyorum. Bugün Antalya’da en büyük sorunlardan biri artık geçim derdi oldu. Turizm gelirleri büyüdü ama şehirde yaşayan vatandaşın hayatı aynı hızla büyümüyor ve güzelleşmiyor. Kiralar inanılmaz yükseldi, şehre tayin olarak gelen memurlar durumdan memnun değiller. Ve tabi ki yaşam maliyetimizde artıyor, özellikle yaz aylarında şehir adeta kendi sakinlerine pahalı haline geliyor. Özellikle sahil bölümündeki mekanlar cep yakıyor. Bir bardak çayın 100 - 150 TL olduğu yerler mevcut. Bir zamanlar “emekli şehri” olarak görülen Antalya’da artık orta gelirli bir vatandaşın bile ay sonunu getirmesi kolay değil. Şehir giderek yaşanmaz hale geliyor.

Turizm sezonu başladığında oteller doluyor sevindirici mi evet ama şehir içindeki trafik adeta kilitleniyor. Sahiller kalabalıklaşıyor, fiyatlar yükseliyor, günlük yaşam zorlaşıyor. Antalya’nın güzellikleri tüm dünyaya pazarlanırken, burada yaşayan insanlar unutuluyor ve bazen kendi şehirlerinde nefes alacak alan bulmakta zorlanır hale geliyorlar. Plajlarda adım atacak yer kalmıyor, kendi halkından çok dışarıdan gelen insanlar bu tatil şehrinin tadını çıkarıp her şeyi kullanıp ve çöplerinide bırakıp gidiyorlar.

Antalya'mız hızla büyüyor ama aynı zamanda da hızla yoruluyor. Plansız yapılaşma, artan nüfus, betonlaşma ve altyapı artık şehrin en önemli sorunlarından biri haline geldi. Turizm elbette Antalya için büyük bir güç. Kimse buna karşı değil. Ancak mesele yalnızca turist sayısıyla övünmek olmamalı. Gerçek başarı, bu şehirde yaşayan insanların da mutlu olması gerekiyor. Ve bizler bu durumdan mutlu değiliz, şehrimiz çok fazla göç aldı ne toplu taşıma nede trafik artık bunu kaldıramaz hale geldi. Bu şehir sadece ''Otellerden'' ibaret değil.

Antalya bugün dünyaya kartpostallık görüntüler ile sunulurken, o kartpostalın arka yüzünde hayatın gerçekleri yazıyor. Sabah işe giden emekçi, pazarda hesabını yapan anne, kirayı düşünen genç, trafikte saatlerini harcayan vatandaş ve o şehirde yaşamaya çalışan insanlar...... Artık şu soruyu sormanın zamanı geldi diye düşünüyorum:
“Turizm Antalya’ya ne kazandırıyor?” “Antalyalı bu hayatın neresinde kalıyor?” Antalyalı her türlü hava şartlarını, her türlü trafik ve yaşam sıkıntısını yaşıyor. Oteller dolu ama çarşı esnafı bu durumdan hiç faydalanamıyor. Son yıllarda Asya ülkeleri turizm pastasından daha büyük pay almaya başladılar. Şehirleri daha güvenli daha sistemli ve turist merkezde çarşı pazar dolaşıyor. Bizimde bazı değişiklikler yapmamızın zamanı geldi. Antalyalı rahat bir nefes almalı ve daha iyi şartlarda yaşamalı.....