Geçtiğimiz yıllarda atlatmış olduğumuz ama hala etkileri devam eden Koronavirüs tehlikesinden kurtulduk derken bir anda gündeme bomba gibi düşen 'Hantavirüs' haberleri tüm dünya halkını tedirgin etti. Bir Pandemi daha yaşayabilecek ve evlere kapanabilecek durumda olduğumuzu düşünmek dahi istemiyorum. O dönemde yaşamış olduğumuz zorluklar, piyasaların durumu ve en önemlisi iş dünyası. Bir kısım evden çalışmayı çok uygun görsede bir kesimde bu duruma alışamadı. Umarım çok fazla yayılmadan bu virüsten de kurtulmanın bir yolunu bulur insanlık.

Konu ile ilgili haberlerde yazılanları şu şekilde sizlere aktarmak istiyorum:

Hollandalı bir şirkete ait olan Hondius adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları, uluslararası kamuoyunun dikkatini bu yolculuğa çevirdi. İşletmeci şirket, virüs teşhisi konulmadan önce 30 yolcunun gemiden ayrıldığını açıkladı. Bu durum, hastalığın farklı ülkelere yayılmış olabileceği endişesini artırdı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Saint Helena’da gemiden inen yolcular nedeniyle Türkiye, Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, İngiltere ve ABD’nin süreç hakkında bilgilendirildiğini duyurdu.
Gemiden ayrılan 30 kişi arasında Türk YouTuber Ruhi Çenet ve kameramanının da bulunduğu öğrenildi. AFP’ye konuşan Çenet, gemide yaşanan ilk ölüm sonrası kendilerine olayın “doğal nedenlerden kaynaklandığının” söylendiğini belirterek, mürettebatın salgın riskini yeterince ciddiye almadığını öne sürdü.

Yapmış olduğum araştırma ve okumuş olduğum bilgilere göre Hantavirüs'ün adı çok fazla duyulmamış olabilir. Çünkü Hantavirüs, pandemi gibi milyonları aynı anda etkileyen bir salgından çok, sessiz ilerleyen ama ciddi sonuçlar doğurabilen bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle kemirgenlerden insanlara bulaşan bu virüs, özellikle hijyen koşullarının yetersiz olduğu alanlarda risk oluşturuyor. Depolar, kullanılmayan evler, kırsal bölgeler ve fare teması bulunan alanlar uzmanların dikkat çektiği başlıca noktalar arasında yer alıyor.

Aslında mesele yalnızca bir virüs değil. Mesele, insanın doğayla kurduğu ilişkinin giderek daha kırılgan hale gelmesi. Ormanların azalması, kontrolsüz yapılaşma, iklim değişikliği ve doğal yaşam alanlarının bozulması, insan ile vahşi yaşam arasındaki sınırları her geçen gün daha fazla ortadan kaldırıyor. Sonuçta yıllardır doğanın içinde var olan virüsler artık insan yaşamına daha kolay ulaşabiliyor.

Pandemi sürecinden sonra toplumda iki farklı refleks oluştu. Bir kesim sağlık haberlerine karşı daha bilinçli hale geldi. Diğer kesim ise sürekli duyulan salgın haberleri nedeniyle duyarsızlaştı. Oysa sağlık konusunda ne paniğe kapılmak ne de tamamen umursamaz olmak doğru. Asıl ihtiyaç duyulan şey bilinçli toplum refleksidir. Hantavirüs bugün büyük bir küresel kriz olmayabilir. Ancak önemli olan, tehlike büyümeden önlem alabilmek. Hijyen kurallarına dikkat etmek, kemirgenlerle temas riskini azaltmak ve uzman uyarılarını ciddiye almak artık sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluk haline geldi.

Sonuç olarak bazen küçücük bir virüs, insanlığın bütün kibirli planlarını bir anda durdurabiliyor. Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi doğayı gerçekten yenebileceğimizi mi sandık, yoksa onun kurallarını uzun zamandır görmezden mi geliyoruz?