Türkiye'nin turizm cenneti Antalya, yalnızca masmavi koyları ve altın rengi kumsallarıyla değil, aynı zamanda binlerce yıllık efsanelere ev sahipliği yapan kıyılarıyla da dikkat çekiyor. Bölge halkının “deniz değil, yaşayan tarih” dediği bu su kütlesi, antik çağlardan bugüne uzanan onlarca mitolojik hikâyeye ilham kaynağı oldu.
Antalya kıyılarının en efsanevi bölgesi olarak Olympos ve çevresi gösteriliyor. Efsaneye göre tanrıların dağı Olimpos'un eteğinde uzanan bu deniz, zamanında tanrıların ve kahramanların savaştığı, aşk yaşadığı, kehanetlerde bulunduğu kutsal bir alan olarak anılıyordu. Hemen yanı başındaki Çıralı sahili, mitolojik canavar Chimera'nın (Yanartaş) efsanesiyle özdeşleşmiş durumda. Geceleri bile sönmeyen doğal alevler, denizin kıyısındaki bu gizemi tamamlıyor.
Antalya’nın Demre ilçesi açıklarında yer alan Kekova, sadece su altı güzelliğiyle değil, batık şehir efsaneleriyle de adeta büyülüyor. Antik çağda büyük bir depremle denizin içine çöken bu şehir, dalgıçların ve tarih meraklılarının uğrak noktası. Yerel halk, Kekova'nın sular altında kalmasının tanrılarla yapılan bir savaşın cezası olduğuna inanıyor.
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Patara kıyıları, antik çağda deniz tanrısı Poseidon’un koruduğu kutsal kıyı olarak anılırdı. Patara Limanı’nın, yıldızlarla konuşan kahinler ve deniz tanrılarıyla iletişim kurabilen rahiplerin mekânı olduğu rivayet edilir. Bugün bile gün batımında bu kıyılarda yürürken o eski fısıltıları duymak mümkün.
Antalya sahilleri, yalnızca mitolojik hikâyelere değil; korsanların gömdüğü hazinelere, kıyıya vuran aşk mektuplarına ve dalgalarla sürüklenen efsane gemilere de ev sahipliği yaptı. Özellikle Alanya ve Kemer açıklarında halk arasında anlatılan, gizemli ışıklar ve denizin ortasında beliren gölgeler, hâlâ çözülmemiş sırlar arasında.