Eserler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde açılan Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu ve Arkeolojinin Altın Çağı Sergisinde ilk kez sergilendi.
Kazı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz, söz konusu batığın muhtemelen Gazze kıyılarından yola çıkan bir Doğu Akdeniz ticaret gemisine ait olduğunu belirtti. Geminin zeytinyağı yüklü amforalar taşıdığını, kazılarda içinden zeytin çekirdekleri çıkan örnekler de bulunduğunu aktaran Öniz, koku şişelerinin Suriye-Filistin bölgesine özgü kalıba eritme tekniğiyle üretildiğini söyledi.
Öniz, “Gül yağı, misk ve amber gibi kokular 1000 yıl önce Doğu Akdeniz’de biliniyordu. Avrupa’da henüz koku kültürü gelişmemişken, buradan batıya koku ihracatı yapılıyordu. Bu şişeler, doğudan batıya koku ticaretinin en eski örneklerinden” dedi.
140 YILLIK GELENEK
Su altı arkeolojisinin kökeninin 1890’lara, Osman Hamdi Bey’in Farmakonisi çevresindeki çalışmalarına dayandığını hatırlatan Öniz, Türkiye’nin bugün bu alanda dünya liderlerinden biri olduğunu vurguladı. Anadolu kıyılarında bugüne kadar 411 arkeolojik batık tespit edildiğini söyleyen Öniz, “Anadolu’nun ilk denizcilik faaliyetleri, ilk yelkenli gemileri ve deniz ticareti hep bu sularda başladı” dedi.
Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürüyor. Ekipte Avustralya, Arjantin ve Japonya’dan arkeologlar ile farklı ülkelerden yüksek lisans ve doktora öğrencileri yer alıyor. UNESCO, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi ve Dünya Su Altı Federasyonu da çalışmalara destek veriyor.
Doç. Dr. Öniz, “Bizim için altın veya gümüşten çok, turkuaz renkli cam külçeler ya da bu küçük koku şişeleri heyecan verici. Her batık, bize tarihten yeni bir sayfa açıyor” diye konuştu.