Antalya'nın Akseki ilçesi sınırlarındaki 1900 metre rakıma sahip Çimi Yaylası, yaz aylarında yöre halkı için serin bir sığınak olmasının ötesinde, doğanın sunduğu eşsiz bir saklama alanına da ev sahipliği yapıyor. Toros Dağları'nın zirvesine yakın konumlanan yayladaki obruklar, yöre halkı tarafından doğal buzdolabı olarak kullanılıyor.
Çimi Yaylası'nın "Kuyu" mevkisinde bulunan, derinliği 40 metreyi bulan kar obrukları, yıl boyunca karla dolu kalıyor. Elektriğin olmadığı bölgede yaşayanlar, peynir, yoğurt, tereyağı gibi süt ürünlerini bu doğal serinlikte saklıyor. Obruk içindeki sıcaklık sıfır ile 5 derece arasında değişiyor; bu sayede ürünler aylarca bozulmadan korunabiliyor.
Manavgat’tan her yıl yaylaya çıkan 72 yaşındaki Hasan Arıcı, bu geleneği çocukluğundan beri sürdürdüklerini söylüyor. "Mayıs’tan itibaren peynir ve yağlarımızı obruğa indiririz, ekim-kasım aylarında yayladan dönerken geri alırız. Herkesin ürünü işaretlidir, kimse kimsenin malına dokunmaz," diyor Arıcı.
Yaklaşık 80 hanenin yazı geçirdiği yaylada hayvancılık yapan Yörükler, atalarından kalan bu yöntemi hâlâ sürdürüyor. Bilal Arıcı, kar obruğunda saklanan peynirlerin lezzetinin başka yerde tutmadığını belirterek, "Burası organik bir soğuk hava deposu. Elektrik yok, ama bu obruklar sayesinde tüm gıdalarımızı doğal yollarla koruyabiliyoruz," diye konuşuyor.
Tulum peyniri geleneğini de yaşatan yaylacılar, ürünlerini önceleri deriye basarken, artık bidonlar kullanıldığını ancak gerçek lezzetin hâlâ deri tulumda olduğunu vurguluyor.
Yaylada doğal beslenen keçi ve koyunlardan elde edilen sütlerle yapılan peynir ve yağlar, bu kar obruklarında 3-4 ay bekletildikten sonra pazara iniyor. Torosların serinliğiyle olgunlaşan bu ürünler, hem dayanıklılığı hem de lezzetiyle dikkat çekiyor.