Sivas denildiğinde akla gelen ilk durak şüphesiz ki Anadolu’nun en görkemli açık hava müzelerinden biri kabul edilen tarihi kent meydanıdır. Bu meydan sadece bir toplanma alanı değil aynı zamanda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinin bir arada toplandığı devasa bir sanat galerisi niteliği taşımaktadır. Ziyaretçiler buraya adım attıkları andan itibaren kendilerini yüzyıllar öncesine götüren bir atmosferin içinde bulurken her bir taşın hikayesiyle kadim bir geçmişe tanıklık etmektedirler. Bölgenin en ünlü noktası olmasının temel sebebi yapıların birbirleriyle olan eşsiz uyumu ve günümüze kadar korunarak ulaşmış olan asil duruşudur.
Meydanın etrafında yükselen yapılar arasında dolaşırken şehrin sosyal dokusunu ve tarihsel derinliğini iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Yerli ve yabancı turistlerin odak noktası haline gelen bu alan kış aylarında karın beyaz örtüsüyle yaz aylarında ise serin akşam rüzgarlarıyla farklı birer tabloya dönüşmektedir. Şehri tanımak isteyen herkesin yolunun düştüğü bu merkez Sivas’ın kimliğini belirleyen en temel unsur olarak literatürdeki yerini korumaktadır. Kentin dinamik hayatı ile sakin tarihin iç içe geçtiği bu bölge Sivas gezilerinin vazgeçilmez bir parçası olmayı sürdürerek her dönem popülerliğini artırmaya devam etmektedir.
Selçuklu Mimarisinin Zirve Noktası Olan Çifte Minareli Medrese
Kentin sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese estetik detayları ve anıtsal kapısıyla meydandaki en dikkat çekici yapı olarak ön plana çıkmaktadır. Bin ikiyüz yetmiş bir yılında İlhanlı Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılan bu eser özellikle ön cephesindeki taş işçiliği ile sanat tarihçilerini kendine hayran bırakmaktadır. Minarelerin göğe doğru yükselen ince yapısı ve üzerindeki çini süslemeler o dönemin mühendislik ve sanat anlayışının ne kadar ileri düzeyde olduğunu açıkça kanıtlamaktadır. Bugün sadece ön cephesi ayakta kalsa da bu heybetli duruş yapının ruhunu yansıtmaya fazlasıyla yetmektedir.
Günün farklı saatlerinde üzerine düşen ışıkla beraber taşların üzerindeki motifler adeta canlanmakta ve izleyenlere görsel bir şölen sunmaktadır. Medresenin çevresinde vakit geçiren insanlar bu tarihi yapının gölgesinde geçmişin izlerini ararken aynı zamanda modern şehrin gürültüsünden uzaklaşma fırsatı bulmaktadırlar. Sivas'ın tanıtım fotoğraflarında en çok kullanılan bu yapı kentin imajını dünyada temsil eden en güçlü figürlerden biridir. Yapılan restorasyon çalışmalarıyla koruma altına alınan bu miras gelecek nesillere aktarılmak üzere özenle muhafaza edilmektedir.
İnanç Ve Bilimin Harmanlandığı Şifaiye Ve Buruciye Medreseleri
Meydanın hemen karşılıklı köşelerinde yer alan Şifaiye ve Buruciye Medreseleri birbirlerini tamamlayan iki dev eser olarak kentin silüetine yön vermektedir. Selçuklu döneminde bir hastane ve tıp okulu olarak kullanılan Şifaiye Medresesi o dönemde uygulanan tedavi yöntemleri ve mimari kurgusuyla dünyanın en eski sağlık kurumlarından biri sayılmaktadır. Hemen yanındaki Buruciye Medrese ise astronomi ve pozitif bilimlerin okutulduğu bir merkez olarak inşa edilmiş olup dört eyvanlı avlusuyla Selçuklu’nun en simetrik yapılarından biridir. Bu iki medresenin aynı meydanda bulunması Sivas’ın bir zamanlar bir bilim ve kültür merkezi olduğunun en somut göstergesidir.
Buruciye Medresesi günümüzde el sanatlarının sergilendiği ve geleneksel çay keyfinin yapıldığı bir mekan olarak sosyal hayata dahil edilmiştir. Taş duvarların serinliği eşliğinde oturup bu kadim yapıları seyretmek insana huzur veren bir deneyim sunmaktadır. Şifaiye Medresesi’nin içinde yer alan Sultan İzzeddin Keykavus Türbesi ise yapının manevi derinliğini daha da artırmaktadır. Her iki eser de Sivas’ın sadece askeri veya siyasi değil aynı zamanda entelektüel bir başkent olduğunu vurgulayan sessiz şahitler gibi meydanın ruhunu beslemeye devam etmektedir.
Cumhuriyetin Temellerinin Atıldığı Tarihi Kongre Binası
Sivas Kent Meydanı sadece Orta Çağ tarihine değil aynı zamanda modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna da ev sahipliği yapmış kutsal bir mekandır. Sivas Lisesi olarak bilinen ve Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına kapılarını açan Kongre Binası bu meydanın en önemli duraklarından biridir. Dört eylül bin dokuzyüz on dokuz tarihinde gerçekleştirilen Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapan bu bina bağımsızlık meşalesinin yakıldığı ve "manda ve himaye kabul olunamaz" kararının dünyaya haykırıldığı yerdir. Günümüzde müze olarak hizmet veren yapı dönemin ruhunu yansıtan eşyaları ve belgeleriyle ziyaretçilerini bir zaman yolculuğuna çıkarmaktadır.
Müzeyi gezerken o zorlu günlerin heyecanını ve vatan savunması için alınan kararların ağırlığını hissetmemek imkansızdır. Binanın her köşesinde Cumhuriyetin kuruluş felsefesine dair izler bulunmakta ve bu durum meydanın sadece turistik değil ulusal bir önem taşımasını da sağlamaktadır. Meydandaki Selçuklu eserleriyle Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi’nin yan yana olması kentin Türk tarihindeki sürekliliğini temsil etmektedir. Yerli turistler için manevi bir ziyaret noktası olan bu bina Sivas’ın neden "Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir" olarak anıldığının en net cevabıdır.
Paşa Camii Ve Osmanlı Estetiğinin Meydana Kattığı Değer
Selçuklu eserlerinin yanında meydanın atmosferini tamamlayan bir diğer önemli yapı ise Osmanlı mimarisinin zarafetini yansıtan Kale Camii veya halk arasındaki adıyla Paşa Camii’dir. On altıncı yüzyılda Sivas Valisi Mahmud Paşa tarafından yaptırılan bu cami geniş avlusu ve sade ama etkileyici tasarımıyla meydanın dini merkezi konumundadır. Kesme taştan inşa edilen yapının klasik Osmanlı tarzını yansıtan minber ve mihrabı sadelik içindeki ihtişamı en iyi şekilde özetlemektedir. Günün her vaktinde cemaatle dolup taşan cami şehrin manevi havasını meydanın dört bir yanına yaymaktadır.
Caminin avlusunda bulunan çınar ağaçları ve şadırvan çevresinde oturan insanlar şehrin günlük koşturmacasına kısa bir ara vererek bu tarihi atmosferin tadını çıkarmaktadır. Paşa Camii meydanın mimari çeşitliliğini artıran ve Selçuklu ile Osmanlı arasındaki geçişi simgeleyen bir köprü vazifesi görmektedir. Yapılan peyzaj düzenlemeleriyle caminin çevresi modern yaşamla uyumlu hale getirilmiş olup hem ibadet etmek isteyenlere hem de tarihi bir yürüyüş yapmak isteyenlere hitap etmektedir. Sivas’ın en ünlü yeri olan bu meydan Paşa Camii ile birlikte geçmişin tüm görkemini günümüze taşımayı başaran nadir alanlardan biri olarak kabul edilmektedir.





