Antalya’nın Kaş ilçesi açıklarında saatler içinde meydana gelen ve en büyüğü 4.6 büyüklüğüne ulaşan 10 deprem, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Akdeniz’in derinliklerinde milyonlarca yıldır devam eden büyük bir jeolojik sürecin etkilerine dikkat çekti. Karancı, bölgede yaşanan sarsıntıların tesadüfi olmadığını belirterek,

“Akdeniz körfezinin tabanında adeta dev bir motor durmaksızın çalışıyor. Güneyimizde yer alan Afrika Levhası her yıl santim santim Anadolu’ya doğru ilerliyor ve Anadolu levhasının altına dalıyor”

ifadelerini kullandı.

Bugün 10 Deprem

“Bu sistem uyumuyor”

Sarsıntıların yaklaşık 20 kilometre derinlikte gerçekleştiğini belirten Karancı, bu hareketliliğin Akdeniz’deki büyük levha hareketlerinin sonucu olduğunu söyledi. Bölgedeki fay sisteminin tarih boyunca çok büyük depremlere neden olduğunu hatırlatan Karancı, şu değerlendirmede bulundu:

“Kaş açıklarında yaşanan depremler, bu devasa sürtünmenin ve kırılmanın doğal sonucudur. Tarihsel kayıtlar bize Helen-Kıbrıs Yayı olarak bilinen bu sistemin uyumayan bir yapı olduğunu açıkça gösteriyor.”

Türkiye'de kar, Antalya sahillerinde yaz havası
Türkiye'de kar, Antalya sahillerinde yaz havası
İçeriği Görüntüle

Karancı, tarih boyunca bu fay hattının yıkıcı depremlere neden olduğunu hatırlatarak 365 Girit Depremi ve 1303 Rodos Depremi gibi büyük felaketlerin aynı sistemle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

Binlerce deprem kaydedildi

Verilerin de bölgedeki hareketliliği ortaya koyduğunu vurgulayan Karancı, AFAD kayıtlarına göre bölgede 2000 yılından bu yana 2 bin 659 deprem meydana geldiğini söyledi. Sadece son bir yıl içinde ise 165 sarsıntının kaydedildiğini belirten Karancı

“Bu tablo, bölgenin ne kadar dinamik ve aktif bir yapıya sahip olduğunu net biçimde gösteriyor”

dedi. Ayrıca Karancı, Kaş açıklarında meydana gelen son depremlerin büyük sistemin bir parçası olduğunu belirterek,

“Bugün yaşanan 4.6 büyüklüğündeki sarsıntıları, bu dev sistemin yaşayan birer nabız atışı olarak okumak gerekir”

diye konuştu.

2000Den Bugüne Deprem

“Asıl mesele zemin”

1–7 Mart Deprem Haftası kapsamında önemli bir konuya dikkat çeken Karancı, deprem güvenliğinde en kritik unsurun zemin olduğunu vurguladı. Karancı, toplumda yaygın olan düşüncenin aksine binaların yalnızca mühendislik hataları veya malzeme eksiklikleri nedeniyle zarar görmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bir yapının depremde alacağı hasar, henüz temeli atılmadan önce üzerine oturacağı zeminle doğrudan ilişkilidir. Zeminle barışık tasarlanmayan her proje, kağıt üzerinde ne kadar kusursuz görünürse görünsün deprem karşısında yıkıma uğrar.”

Belediyelere ve denetçilere çağrı

Zemin etütlerinin titizlikle yapılması ve denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Karancı, belediyeler ve yapı denetim kuruluşlarına da çağrıda bulundu. Karancı,

“Belediyeler ve yapı denetim kuruluşları sahada zemin etütlerini ne kadar titizlikle denetliyor? Bu soruyu sormak zorundayız”

dedi.

Mustafa Karanci

“Deprem haftası anma değil, anlama haftası olmalı”

Türkiye’nin geçmişte büyük depremler nedeniyle ağır kayıplar yaşadığını hatırlatan Karancı, 1999 Gölcük Depremi ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri gibi felaketlerin unutulmaması gerektiğini ifade etti. Deprem gerçeğinin görmezden gelinmemesi gerektiğini vurgulayan Karancı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Deprem haftasını sadece anma törenlerine dönüştürmek bilimden kaçmaktır. Deprem haftası anma değil, anlama haftası olmalıdır. Depremleri durduramayız ama fayların dilini anlayarak şehirlerimizi afetlere karşı dirençli hale getirebiliriz.”

Muhabir: İlayda Zeybek