Antalya Özel

Antalyahakkinda.com yerinde görüntüledi: Antalya-Konya yolunda son durum ne?

Şiddetli yağışların ardından sular altında kalan Antalya–Konya kara yoluyla ilgili Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı’dan dikkat çeken değerlendirme geldi. Karancı, bölgenin kapalı havza niteliğine işaret ederek sorunun yalnızca aşırı yağışla açıklanamayacağını, ÇED sürecinin devre dışı bırakılmasının sonuçlarının yaşandığını söyledi.

Abone Ol

Şiddetli yağışların ardından 13 Şubat 2026’da güvenlik gerekçesiyle trafiğe kapatılan yeni Antalya–Konya kara yolunun son durumu, antalyahakkinda.com haber ekibi tarafından yerinde görüntülendi. İbradı sınırlarında yer alan Eynif Ovası ile Konya’nın Derebucak ilçesindeki Gembos Ovası geniş ölçekte su altında kalmış, yağışların ardından Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan yeni kara yolu 13 Şubat’ta ulaşıma kapatılmıştı. Bölgede yapılan incelemelerde, güzergahın bazı noktalarında su seviyesinin kısmen düştüğü ve kontrollü geçişlere izin verildiği gözlemlendi. Ancak özellikle ova geçişlerinde suyun halen yol platformunu kapladığı, bu nedenle hattın büyük bölümünün trafiğe açılmadığı tespit edildi.

JMO Başkanı Karancı: "Mühendislik devre dışı bırakıldı"

Yolun sular altında kalmasını değerlendiren Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Başkanı Mustafa Karancı, sorunun yalnızca şiddetli yağışlar olmadığını kaydederek, bazı önemli açıklamalarda bulundu. Karancı,

"Antalya-Konya Karayolu, polyelerinin olduğu noktalarda aşırı yağışlarla beraber son dönemde trafiğe kapatıldı ve bu bir mühendislik hatası olarak gündeme geldi. Ben bir mühendis olarak bunun bir mühendislik hatası olmadığını ısrarla ve üstüne basarak vurgulamak durumundayım. Bunu bir mühendislik hatasından ziyade mühendisliğin aslında devre dışı bırakılmasının sonuçları olarak değerlendiriyorum. Bu proje yapılırken 'Çevre Etkinlik Değerlendirmeleri'ne geri dönüp bir bakılması gerektiğini düşünüyorum. Bu projenin esnasında 'ÇED gerekli değildir' kararı var. O ihmalin bir sonucudur. Karayolları yapmış olduğu açıklamada ise bu bölgeyle ilgili güncel 1/25.000'lik haritaların kullanıldığını ve buranın bir göl yatağı olmadığını iddia etmiştir. Oysaki jeolojik çalışmalar buranın bir polye olduğunu ve geçmiş dönemde uzun aylar boyunca buralarda düdenlerin kapanmasıyla beraber yamaçlardan kireç taşlarından kar ve yağmur sularının akışa geçmesiyle alüvyon malzemeyi de buraya taşıdığını, bir göl yatağı niteliğini taşıdığını ve kapalı bir havza olarak burada suyun aylar boyunca kalabildiğini akademik makalelerde yayınlarda ve jeolojik haritalarda görebilirlerdi"

dedi.

Su nasıl tahliye edilecek?

Bölgenin jeolojik yapısına dikkat çeken Karancı, ovadaki suyun doğal akış sistemine işaret ederek, tahliyenin nasıl mümkün olacağını anlattı:

"Burası kapalı bir havza ve çanak gibi düşünün. Etrafı tamamen kireç taşlarıyla kaplanmış yüksek yamaçların, dik yamaçların olduğu bir alan. Dolayısıyla buradaki yamaçlardan akışa gelen ve ovada biriken bu suyun kapalı bir havza olduğu için akış yönünde ilerleme şansı yok ve düdenler vasıtasıyla Manavgat Çayı’na ulaşıyor. Yer altı suyunu besliyor ve çaya karışıyor. Geldiğimiz noktada düdenlerin aktif olmaması sebebiyle ya da yağışların aşırı yağması nedeniyle bu birikintinin biz jeolojik olarak normal olduğunu ve geçmişte de yaşandığını söyleyebiliriz. Düdenlerin mutlak suretle yani su yutan diye tabir ettiğimiz düdenlerin mutlak suretle yeniden çalıştırılması gerektiğini düşünüyoruz"

“Düdenler yeniden aktif hale getirilmeli”

Karancı sözlerini, ÇED sürecine ve alınması gereken önlemlere vurgu yaparak sürdürerek,

"İşte tam da bahsettiğim bu ÇED raporu eğer bu dönemde devreye alınmış olsaydı bunlar muhtemelen ÇED raporların içerisinde yer alacaktı ve gerekli önlemler o dönemde alınacaktı. Geldiğimiz noktada burada tekrar bir çalışma yapılması gerekiyor. Özellikle bu bölgedeki çok sayıdaki düdenlerin tekrar yeniden kontrol edilmesi gerekiyor. Düdenlerin ağzı muhtemelen atıklarla, malzemelerle, hafriyatlarla ve bitkilerle kapanmış olabilir. Bu düdenlerin mutlak suretle açılması gerekiyor ve bu ovada biriken suyun yer altı suyuna ulaşması için düdenlerin aktif hale getirilmesi gerekiyor"

ifadelerini kullandı.