Bugün değinmek istediğim konu, başlık itibarıyla çok açık ve anlaşılır diye düşünüyorum. Yeni dünya düzeninde gazetecilik ve habercilik anlayışının da değişmesiyle birçok farklı fikir türedi. Gelin bugün kimin neyi ve niye dert ettiğini bir tartışalım.

Mevcut olarak dünya genelinde yeni bir çağın içinde ve en hızlı ilerleme kaydettiği dönemdeyiz. Teknolojinin her saniye seviye atladığı bir ortamdan, hemen her meslekte olduğu gibi gazetecilik de nasibini aldı.

Özellikle üretkenlik kısmında köklü değişikliğe yol açan, teknolojiye paralel olarak gelişen hatta teknolojinin önünde ilerleyen yapay zeka modelleri mevcut.

Yapay zeka modellerinin haber yazma, üretme, düzenleme gibi birçok konuda hâlâ önemli eksikleri olsa da yine de iyi işler çıkardığını görüyoruz. Bu işler nedeniyle de birçok gazeteci meslektaşımızın işinden olduğunu hepimiz biliyor ve üzülüyoruz. Buna rağmen gelişen dünyaya ayak uydurmak zorundayız. Çünkü teknoloji ve teknolojinin getirdiği avantajlara ayak uydurmazsak hepimiz bu sorunla baş başa kalabiliriz.

Konumuzla bunun ne alakası var? “Nereden girdin, ne anlatıyorsun?” diyecek olursanız hemen toparlıyorum.

Eskiden mesleğini icra eden birçok gazetecinin büyük kameralarla oradan oraya bilgi almak için koşuşturup emek verdiğini biliyoruz. Ne tür zorluklarla mücadele ettikleri, ne tür bedeller ödemek zorunda kaldıklarını da.

Son dönemde kameraların ceplere sığmaya başlamasıyla birlikte bu sorunlar tamamen ortadan kalkmasa da mesleğin odak noktası tamamen değişti. Yurttaş gazeteciliği kavramı veya yurttaştan alınan bilgiyle yapılan haberler bu mesleğin hızlanmasına vesile oldu. Vatandaşlar çevrede şahit oldukları olayları anlık olarak kayda alıyor; kimisi hobi olarak, kimisi de maddi amaç güderek bu işi icra ediyor. Bu durum da haber alma ve habere ulaşmada maliyetleri düşüren, zamandan aşırı tasarruf ettiren bir olgudur.

Günümüzde haberi hızlı elde etmenin ve saniye farklarla yayımlamanın önemini şu an tüm gazeteciler eminim biliyor. Sadece bu sebepten yola çıkarak bile yurttaş gazeteciliğinin önemini vurgulamak mümkün. Kurum olarak sosyal medya gücünüz de varsa sağlayacağı avantaj büyük farklar yaratacaktır.

Fakat son zamanlarda sık sık rastladığım bir düşünceden aşırı derecede rahatsızım. Vatandaştan alınan bilgilerle yapılan haberciliği doğru bulmayan, bu bilgilerle çalışmanın gazetecilik mesleğine zarar verdiğine inanan çok sayıda meslektaşım var. Halbuki bu düzen, vatandaşın sesi olma konusunda da ciddi avantaj sağlayan bir durum. Hatta bana soracak olursanız kötülenmesinin sebebi, kendilerinin de bu avantajları kullanamıyor olmasıdır.

Son günlerde birçok gelenekçi gazetecinin dilinde ortak, “Bunların yaptığı da gazetecilik mi?”, “Vatandaşı çalıştırıyorlar”, “Emek verdikleri yok” ve “Gazeteciliğin adını lekeliyorlar” gibi dedikodular dolaşıyor.

Yazıma son vermeden önce, son paragrafta söyleyeceklerimin sadece üstüne alınanları ilgilendirdiğini bilmenizi isterim.

Bir gazetecinin en çok tatmin olduğu an; hazırladığı, düzenlediği veya gün yüzüne çıkardığı bilgilerin doğru noktalara dokunduğu andır. Teknolojinin ve sosyal medyanın getirdiği güçle birlikte çalışıyor olmak, gazeteciliğimden bir şey eksiltmiyor. Aksine yoğun tempolu ve aşırı dinamik olan Antalya gibi bir şehirde vatandaşın bilgiye hızlı ulaşmasını sağlamak ilham kaynağı oluyor.

Son olarak; çeşitli dedikodularla bu habercilik tarzını kötüleyen, kendi meslektaşlarına dil uzatan, verdiği emeği hiçe sayan, gazeteciliği en iyi kendilerinin bildiğini sanan, haset derecede kişileri de kınadığımı bilmenizi isterim.