Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım tarihleri arasında Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezinde düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, bin 200'ü aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Kongre kapsamında 34 oturum düzenlenirken, bilimsel değerlendirmeler sonucunda 346 bildiri kabul edildi. Kongre sonunda gerçekleştirilen basın toplantısında Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, derneğin İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ve Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan, hematolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki gelişmeleri değerlendirdi.
Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, çocukluk çağı lösemilerinin önemli bir bölümünün günümüzde başarıyla tedavi edilebildiğini belirterek,
"Lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor"
dedi.
Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap ise yapay zekânın kullanılmasına ilişkin uyarıda bulunarak,
"Yapay zekâ hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekânın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor"
diye konuştu.

"Yapay zekâ yanılabiliyor"
Kongreye ilişkin verdiği bilginin ardından, yapay zekânın hematolojik hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde kullanımına ilişkin çalışmaların sürdüğünü söyleyen Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, dernek bünyesinde geçen yıl Yapay Zekâ Bilimsel Alt Komitesi kurduklarını, hastalıkların tanısına yardımcı olacak modeller üzerinde çalışıldığını ve komite tarafından hazırlanan 4 bildirinin Amerikan Hematoloji Derneğinin (ASH) kongresinde kabul edildiğini dile getirdi.
Yapay zekânın bazı laboratuvar incelemelerinde hücrelerin tanınması ve ilaçların birlikte kullanımına bağlı muhtemel yan etkilerin değerlendirilmesi gibi alanlarda kullanılabildiğini belirten Mehtap,
"Yapay zekâ hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekânın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor. Hastalık dinamik bir süreç. Sabah gördüğümüz bir hastanın durumu bir iki saat içerisinde değişebiliyor. Dolayısıyla bu sistemler henüz yüzde 100 kullanılabilir durumda değil. Örneğin periferik yaymaların incelenmesinde, hücrelerin tanınmasında yapay zekâ kullanılabiliyor. Onda bile yapay zekâ yanılabiliyor. Bu programlarda dikkat etmek gerekiyor."
dedi.

"Yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde ediliyor"
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında çocukluk çağı lösemilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, teşhis yöntemlerindeki gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde önemli başarılar elde edildiğini söyledi.
Lösemili çocukların büyük bölümünün tedavi edilebildiğini belirten Ünüvar,
"Özellikle teşhise ait yöntemlerdeki gelişmeler, güncel tedavi seçeneklerindeki yenilikler ve bilim dalları arasındaki yoğun iş birliği sayesinde lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor"
dedi.
"Yalnızca hastalığı yenmek yeterli değil"
Tedavi başarısının hastanın risk grubuna, uygulanan tedaviye verdiği yanıta ve laboratuvar sonuçlarına göre değişebildiğini belirten Ünüvar, lösemi tedavisinin uzun ve zorlu bir süreç olduğunu vurguladı.
Konuşmasında aileler ve farklı uzmanlık alanlarıyla yürütülen iş birliğinin önemine dikkat çeken Ünüvar,
"Ancak bizim için yalnızca hastalığı yenmek yeterli değil. Sonuçta çocuklarımızın önünde uzun bir yaşam süresi var. Yaşlarının gerektirdiği ihtiyaçları gözetmek ve tedavinin ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek etkilerini yakından takip etmek de oldukça önemli. Çünkü her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ihtiyacı var"
diye konuştu.

"Bağışçıların kararlarından vazgeçmemeleri son derece önemli"
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ise hematolojide hücresel tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. Türkiye'de 2025 yılında 1681'i allojenik, 2534'ü otolog olmak üzere toplam 4 bin 215 kök hücre nakli gerçekleştirildiğini açıklayan Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, hematopoetik kök hücre naklinin hastanın kendi hücreleriyle veya uygun bir vericiden alınan hücrelerle yapılabildiğini anlattı.
Ateşoğlu, allojenik naklin akut lösemi, dirençli lenfoma, aplastik anemi ve bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirtti.
Nakil için uygun verici bulunmasının önemine dikkat çeken Ateşoğlu,
"Bağışçı olan kişilerin, özellikle kök hücrelerin toplanacağı son aşamaya gelindiğinde kararlarından vazgeçmemeleri son derece önemli. Çünkü bu süreçte vericinin vazgeçmesi, nakil bekleyen hasta açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor"
dedi.
CAR-T tedavisinde çalışmalar sürüyor
Kanser tedavisinde kullanılan yeni yöntemlerden CAR-T hücre tedavisine de değinen Ateşoğlu, Türkiye'de bazı merkezlerde çalışmaların başladığını ancak yöntemin henüz rutin olarak uygulanamadığını söyleyerek,
"Bu yöntemde hastanın kendi bağışıklık sistemi hücrelerinden olan T hücrelerini alıyoruz. Bu hücreleri kanser hücrelerini tanıyıp onlarla savaşabilecek şekilde yeniden düzenleyerek hastaya geri veriyoruz. Tedavinin temel mantığı bu"
ifadelerini kullandı.
CAR-T tedavisinin özellikle kemoterapiye yeterli yanıt vermeyen bazı hastalarda önemli bir seçenek olarak değerlendirildiğini belirten Ateşoğlu, yöntemin Türkiye'deki kullanımının ve erişilebilirliğinin artmasının önemine işaret etti.
"Aneminin en yaygın nedeni demir eksikliği"
Halk arasında kansızlık olarak bilinen aneminin farklı hastalıkların belirtisi olabileceğine dikkat çeken Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan ise, aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu belirtti. Vitamin B12 ve folat eksiklikleri, böbrek hastalıkları, iltihabi hastalıklar ve kemik iliği yetmezliğinin de kansızlığa yol açabildiğini söyleyen Eşkazan, kansızlığın nedeninin araştırılmadan demir takviyesi kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
Eşkazan
"Öncelikle aneminin nedeninin araştırılması ve doğru tanı konulduktan sonra tedavi edilmesi gerekiyor. Çünkü kansızlığın altında yatan nedenin erken teşhis edilmesi, hastalığın ilerlemesini ve hastanın durumunun kötüleşmesini önleyebiliyor"
dedi.
Eşkazan, daha önce görülmeyen veya giderek artan halsizlik, yorgunluk ve bitkinlik şikâyetlerinde aile hekimine ya da bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirterek, yalnızca beslenme düzeninin değiştirilmesinin her kansızlık türünde yeterli olmayacağını ifade etti.
"Yeni ilaçların sayısı artacak
Hematolojik hastalıkların gelecekteki tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Özgür Mehtap, son yıllarda hedefe yönelik ilaçlar ve hücresel tedavilerde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Küçük moleküllü ilaçların yanı sıra iki veya üç farklı hedefe yönelik antikor tedavilerinin geliştirildiğini belirten Mehtap, CAR-T teknolojilerindeki çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Yapay zekânın ilaç geliştirme süreçlerinde de kullanılmaya başlandığını anlatan Mehtap, genetik verilerin bilgisayar ortamında incelenmesiyle ilaçların hangi hastalarda etkili olabileceğine yönelik araştırmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Mehtap,
"Önümüzdeki 10 yıl içerisinde sağ kalımı ciddi derecede artıracak yeni ilaçların sayısının artacağını net şekilde görüyorum"
dedi.
"Başarı oranları yüzde 90'ın üzerine çıkmış durumda"
Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar ise süt çocukluğu lösemisinde geçmişte yüzde 40-50 seviyelerinde bulunan tedavi başarısının, geliştirilen hedefe yönelik bir tedaviyle yüzde 90'ın üzerine çıktığını belirterek,
"Süt çocukluğu lösemisinde başarı oranları yüzde 40-50'lerdeyken, bu gruptaki risk faktörleri daha kötüydü. Geliştirilen hedefe yönelik bir tedaviyle başarı oranları yüzde 90'ın üzerine çıkmış durumda"
dedi.
"Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz"
Türkiye'deki hekimlerin dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini söyleyen Ünüvar, ulusal tedavi protokollerinin bu gelişmeler doğrultusunda güncellendiğini ve eğitim toplantılarının sürdüğünü ifade etti. Çocukluk çağı kanserlerinde hedefe yönelik tedavilerin gelişmesinden umutlu olduklarını belirten Ünüvar, T hücrelerine yönelik teknolojilerin ilerlemesini beklediklerini söyledi.
Ünüvar,
"Belki de ileride, yani çok yakın zamanda kanser tedavilerinin yerini bu hedefli tedaviler alacak. Bu zaman sağlam organlara kanser ilaçlarının muhtemel yan etkileri de ya çok aza inecek ya hiç olmayacak şeklinde gerçekten umutluyuz. Kanser tedavilerinde çok hızlı gelişmeler var"
diye konuştu.





