Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına CPR eğitimi
Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına CPR eğitimi
İçeriği Görüntüle

İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan kapatılma kararının ardından kamuoyunda büyük bir bilgi kirliliği ve endişe dalgası baş gösterdi. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle faaliyet izni kaldırılan köklü eğitim kurumunun mevcut öğrencileri ve geçmiş yıllarda mezun olmuş binlerce kişi, gelecekte kendilerini nelerin beklediğini büyük bir merakla araştırmaya devam ediyor. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan asılsız iddialar, eğitim dünyasında ve aileler arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açarken gözler yetkili kurumların atacağı adımlara kilitlendi.

Meydana gelen bu radikal gelişmenin ardından en çok sorulan soruların başında, daha önce bu kurumdan alınmış olan diplomaların hukuki statüsü yer alıyor. Yükseköğretim sisteminde daha önce yaşanan benzer süreçler incelendiğinde, kazanılmış hakların korunması ilkesinin her zaman ön planda tutulduğu görülüyor. Eğitimini başarıyla tamamlayarak mezuniyet hakkı kazanmış kişilerin belgelerinin geçerliliğini yitirmesi yasal olarak mümkün görünmezken, resmi makamların konuya ilişkin detaylı kılavuzları yayımlaması bekleniyor.

Vakıf Yönetimine Kayyum Atanması Süreci Tetikledi

Yükseköğretim kurumunun kapısına kilit vurulmasına uzanan hukuki süreç, üniversitenin idari ve mali yapısını elinde bulunduran vakfa yönelik adli hamlelerle başladı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma çerçevesinde, üniversitenin bağlı olduğu holdinge ait şirketler mercek altına alındı. Denetimler ve incelemeler neticesinde adli makamlar, kurumun finansal sürdürülebilirliğini ve yönetim mekanizmalarını güvence altına almak adına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesindeki yetkilileri yönetime getirdi.

Finansal yapıya yönelik bu müdahalenin hemen ardından, üniversitenin kurucu vakfının yönetim kademesinde de mahkeme kararıyla zorunlu bir değişikliğe gidildi. Mevcut yönetim kurulunun görevden el çektirilmesiyle birlikte kuruma yeni bir idari heyet atanmış oldu. Tüm bu adli ve idari zincirleme gelişmeler, en nihayetinde devletin zirvesi tarafından alınan faaliyet izninin iptal edilmesi kararıyla sonuçlanarak üniversitenin resmi olarak kapatılması sürecini başlattı.

Eğitimine Devam Eden Öğrencilerin Hakları Korunacak

Faaliyet izninin iptal edilmesiyle birlikte, kampüslerde aktif olarak eğitim gören binlerce öğrencinin akademik geleceğinin ne olacağı sorusu en hayati gündem maddesi haline geldi. Yükseköğretim Kurulu, geçmişteki benzer üniversite kapatma deneyimlerinden yola çıkarak öğrencilerin eğitim hayatlarının kesintiye uğramaması adına kapsamlı bir kriz masası oluşturdu. Eğitim hakkının anayasal bir güvence altında bulunması sebebiyle, hiçbir adli sürecin öğrencileri mağdur edecek şekilde sonuçlanmayacağı ifade ediliyor.

Mağduriyet yaşanmaması adına devreye sokulacak senaryolar arasında, öğrencilerin başarı puanları ve yerleşme yılı kriterleri baz alınarak garantör üniversitelere veya diğer devlet üniversitelerine nakledilmesi planlanıyor. Öğrenciler, kendi bölümlerine eşdeğer müfredata sahip programlara dikey veya yatay geçiş yöntemleriyle yerleştirilerek eğitimlerini tamamlayabilecekler. Altyapı ve geçiş takvimine ilişkin detaylı bilgilendirmelerin, önümüzdeki günlerde eğitim koordinatörleri tarafından netleştirilerek ilan edilmesi öngörülüyor.

Geçmiş Dönem Diplomalarının Hukuki Geçerliliği Devam Ediyor

Kamuoyunda infiale yol açan en büyük iddia, üniversitenin kapatılmasıyla birlikte eski mezunların diplomalarının geçersiz sayılacağı yönündeki asılsız söylentiler oldu. Hukukçular ve eğitim uzmanları, bir üniversitenin faaliyetine son verilmesinin, o kurumun geçmişte yasal çerçevede verdiği unvanları ve akademik dereceleri geriye dönük olarak etkilemeyeceğini kesin bir dille belirtiyor. Mezunlar, aldıkları eğitim belgelerini ulusal ve uluslararası arenada hiçbir hak kaybı yaşamadan kullanmaya devam edebilecekler.

Kapatılan üniversitelerden mezun olan kişilerin diploma doğrulama, kayıp belge yenileme veya transkript temini gibi bürokratik işlemleri bundan sonraki süreçte Yükseköğretim Kurulu kontrolünde yürütülecek. Mezunlar, e-Devlet kapısı üzerinden mezuniyet belgelerine her zaman olduğu gibi erişim sağlayabilecek ve resmi kurumlara sunabilecekler. Dolayısıyla, kurumun kapandığı tarihten önce hak edilmiş olan tüm akademik dereceler yasal koruma altında kalmayı sürdürecek.

Yükseköğretim Kurulunun Yol Haritası Bekleniyor

Üniversite kampüslerinde sessizlik hakim olurken, idari personelin, akademisyenlerin ve öğrencilerin gözü kulağı Ankara’dan gelecek resmi yönetmelik açıklamalarına çevrildi. Yükseköğretim Kurulu bünyesinde kurulan koordinasyon merkezi, geçiş süreçlerinin sorunsuz atlatılması ve akademik takvimin aksamaması için yoğun bir mesai harcıyor. Hangi bölümlerin hangi kampüslere taşınacağı veya hangi üniversitelerin bu yükü üstleneceği net bir plan dahilinde sunulacak.

Sürecin sağlıklı yürütülebilmesi adına hem öğrencilerin hem de velilerin resmi kanallar dışındaki spekülatif haberlere itibar etmemesi büyük önem arz ediyor. Önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan geçiş kılavuzu, tercih robotları ve kayıt yenileme esasları, bu belirsiz dönemin en güvenilir haritası olacak. Devletin ilgili tüm kurumları, eğitim sektöründe yaşanan bu olağanüstü gelişmenin olumsuz etkilerini en aza indirmek adına koordineli adımlar atmaya devam ediyor.